Hâlbuki kanaat, insanı dilencilikten kurtarır, müstağni hale getirir ve onu başkalarının malına gözünü dikmeden alıkor. Esasen tesvîf dediğimiz de işte budur. Üstad Hazretleri’nin Hakikat Çekirdekleri’nde işaret ettiği gibi, bir zat, canı bir şeyler istediğinde “sanki yedim” deyip ona harcayacağı parayı bir yerde biriktirmiş ve daha sonra onunla Sanki Yedim Camii yaptırmış.5 Siz de aklınıza bir şey geldiği zaman kuvve-i zâikanızı tatmin adına birkaç lokma veya birkaç damla ile iktifa edebilirsiniz. Çünkü yutaktan içeriye gittikten sonra baklava ve böreğin, soğan ve sarımsaktan bir farkı yoktur. Demek ki baklava ve börek, ağzımız, dilimiz ve dudağımız arasında kuvve-i zâikamızda hasıl ettiği lezzet yönüyle biraz bizi aldatıyor. Öyle ise biz de onu aldatalım. Ağzımıza aldığımız küçük bir miktarı evirelim, çevirelim ve “senin hissen budur” diyelim.
“Torunlarım için de Bir Yazlık”
Dipnotlar
- 5 Bkz.: Bediüzzaman, Mektubat s.536 (Hakikat Çekirdekleri).