Şekilcilik Ağındaki Dinî Hayat Veya Kültür Müslümanlığı
Soru: İnsanın, iman ve mârifet dünyası adına karşılaşabileceği en büyük tehlikelerden birisinin de nazarî bilgilerle sınırlı kalıp amel ve ibadetlerin bir kültür şeklinde ele alınması olduğu ifade ediliyor. Böyle bir afet ve tehlikeden korunma adına dikkat edilmesi gereken hususlar nelerdir?
Cevap: Bir insanın, gerek inanılması gerekli olan hususlarda, gerekse iman edilen o hususların hayata tatbiki diyebileceğimiz diyanetle alâkalı mevzularda başlangıç itibarıyla nazarî bir bilgisi mevcut olabilir. Zaten genellikle bir mübtedinin bilgisi, nazarî bilginin ötesine geçmez. Bu, hafife alınacak bir mesele de değildir. Fakat eğer o ilk nazarî bilgi, aklî, zihnî, fikrî ceht ve gayretlerle, delil ve esaslarla sağlam bir blokaja oturtulmaz, iman edilen o hususlar amelle benliğe mâl edilip içselleştirilmezse, insan hep nazarî bilginin çeperleri içinde kalır, taklitle ömrünü sürdürür ve dolayısıyla hakikî mânâda Müslümanlığı hiçbir zaman tam olarak duyamaz, gerçek enginlik ve derinliğiyle onu idrak edip yaşayamaz.
Taklitten kurtulup tahkikî imana erememiş böyle insanların birçoğu bir cami hariminde veya inanmış bir toplumun içinde neş’et ettiklerinden dolayı Müslümanlık gibi bir mazhariyetin gölgesi altına girebilmişlerdir. Bu açıdan muhalfarz, bu insanlar bir kilise veya havranın hariminde neş’et etselerdi, ihtimal bir Hıristiyan veya Musevî de olabilirlerdi. Veya neş’et ettikleri yere göre bir Brahmanist, Şintoist, Budist veya Siyonist olarak da hayatlarını sürdürmeleri mümkündü.