hakikatleriyle de imanımızı yenilemeliyiz. Diğer yandan Kur’ân-ı Kerim: يَۤا أَيُّهَا الَّذِينَ اٰمَنُۤوا اٰمِنُوا8 buyuruyor. Burada Cenâb-ı Hak iman edenlere hitap ederek, “Ey imanedenler!” diyor. Görüldüğü üzere kullanılan kip mâzi kipidir. Fiillerde ise teceddüt esastır. Bu açıdan burada mü’minlere yönelik olan hitabı şu şekilde anlamalıyız: “Ey imanını yenileyerek iman edeninsanlar!” Fakat böyle olmakla birlikte, Cenâb-ı Hak bunun arkasından bile yine اٰمِنُوا“Yeniden bir keredaha iman edin.”, buyuruyor. Demek ki, insanın sürekli imanını kontrol etmesi, mârifet ve muhabbet açısından sürekli kendisiyle yüzleşmesi gerekiyor.
Şimdi yol güzergâhı bunu gerektirdiği hâlde başka şeylere takılmak, başka şeylerle müteselli olmak ve böylece bir donukluk ve durgunluğa girmek bence mü’mine yaraşmaz ve yakışmaz. Hâlbuki Allah (celle celâluhu) bizi canlı yaratmış ve her zaman canlılığımızı koruyabileceğimiz potansiyel kabiliyet ve donanımlarla serfiraz kılmış. O hâlde bizim de bütün bu nimetlere birer şükür olarak, hep canlı kalmamız, canlı kalma adına ciddî bir mücadele ortaya koymamız ve böylece Rabbimize hep hüşyar bir gönülle kullukta bulunmamız gerekir.
Dipnotlar
- 8 Nisâ sûresi, 4/136.