İçeriğe geç
24. Bölüm

Dünyevî İmkânlar Karşısında Farklı Tavırlar

Soru: Bir kurum veya bir şirkette aynı imkânlara sahip kimseler arasında malıyla ve canıyla hizmet etmeye çalışanlar olduğu gibi; ev, arsa, mal mülk edinenler de çıkabiliyor. Bu tür şahsî yatırımlar, o istikamette birikim yapmayan/yapamayan kişilerin zihinlerini meşgul edebiliyor. Bu gibi mevzularda suizanlara ve uhuvvetin zedelenmesine sebebiyet vermemek için dikkat edilmesi gereken hususlar nelerdir?

Cevap: Öncelikle herkesin aynı tabiat ve karakterde olmadığının bir realite olarak kabul edilmesi gerekir. Evet, beşer tarihi boyunca, soruda ifade ettiğiniz farklılık ve çeşitlilik, insanların tabiat ve fıtratlarında görülen ve onların hayatlarında okunan bir vâkıadır. Peygamberlere en yakın olan insanlar arasında bile mal mülk, servet ve zenginlik noktasında farklı durumda olan insanlar vardır. Kimi, bir ömür boyu tamamen zahidane bir hayat yaşamış, dünya mâmeleki adına taş taş üstüne koymamış; kimi Allah’ın (celle celâluhu) verdiği imkânları, O’nun yolunda kullanmış ve onlarla Cennet’i peylemiş; bir kısım tâli’sizler ise kendisine lütfedilen mal mülk, servet u sâmânla şımarmış, küstahlaşmış ve kayıp gidenlerden olmuştur. Meselâ Seyyidina Hazreti Musa’nın yanında Yuşa İbn Nun gibi fütüvveti temsil eden genç bir kahraman olduğu gibi, إِنَّقَارُونَ كَانَ مِنْ قَوْمِمُوسٰى“Karun, Musa’nın kavminden idi.”1 ifadesinden de anlaşıldığı üzere, Karun gibi, Hazreti Musa’ya yakın olma mazhariyetine erdiği hâlde, konumunun hakkını veremediğinden ötürü, yerin dibine batırılan insanlar da vardır.

Yakın Daireden Uzaklara Savrulan Kârun

ve Samirîler

213