İçeriğe geç

Resûl-i Ekrem Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) dönemine geldiğimizde de farklı fıtrat ve karakterlere şahit oluruz. Meselâ İnsanlığın İftihar Tablosu’nun yanında Hazreti Ebû Bekir gibi İslâm davasını zirvede bayraklaştırıp götüren; Hazreti Ömer gibi, Hazreti Ebû Bekir’den bir adım geride duran fakat denilebilir ki ondan geri olmayan belki yaptığı işlerle onunla at başı olan devasa kametler vardı. Nitekim Hazreti Ruh-u Seyyidi’l-Enâm (aleyhi elfü elfi salâtin ve selâm), bir hadis-i şeriflerinde bu iki büyük sahabînin kadr u kıymetlerine işaret nevinden şöyle buyurmuşlardı: “Muhakkakki benim yer ehlinden iki vezirim, gök ehlinden de ikivezirim vardır. Yer ehlinden iki vezirim Ebû Bekir (radıyallâhu anh)ve Ömer (radıyallâhu anh), gök ehlindeki iki vezirim ise Cibril (aleyhisselâm) ve Mikâil’dir (aleyhisselâm).”9 Ancak Cebrail ve Mikâil ile at başı giden bu iki insanın yanında bir de bakıyorsunuz ki irtidat hâdiselerine karışan insanlar oluyor. Meselâ bir gün Yemame Savaşı’nda kardeşini kaybeden bir sahabi, Hazreti Ömer’in yanına geldiğinde onun ağladığını görüyor. Sebebini sorunca da Hazreti Ömer’in kardeşi Zeyd’in bu savaşta şehit olduğunu öğreniyor ve bunun üzerine Hazreti Ömer’e şöyle diyor: “Ey Emire’l-müminîn! Senin kardeşin Allah yolunda şehit oldu. Benim kardeşim ise Müseylime’nin ordusu içindeydi. Sen sus da ben ağlayayım.”10 Dolayısıyla o dönemde bile bu tür zikzaklar yaşandığına göre, öncelikle, bu durumun bir realite olarak kabul edilmesi gerekir. Evet, o gün olduğu gibi, bugün de, dine hizmet eden bir topluluk içinde yanlış davranan insanlar çıkabilir. Meselâ birisi millete hizmet yolunda koşuyor gibi görünür de gerçekte onun bir kısım iç hesapları vardır, ajandasında farklı emeller kayıtlıdır. O şahıs, böyle bir hareketin içinde bulunarak bir kısım dünyevî maksatlar peşinde koşuyor olabilir. Ancak zâhire vurmuş olumsuz bir yanı yoksa biz onun iç dünyasını bilemeyeceğimizden hakkında menfi bir mülâhazada bulunamaz, suizanlarla onu mahkûm edemeyiz. Eğer elimizden geliyorsa, inhiraf ve zikzak içinde bulunan o kişiyi, hissiyatını da nazar-ı itibara alarak, içine düştüğü bataklıktan kurtarmaya çalışırız.

215