Kur’ân Ve Biz
Soru: Ashab-ı kiramın hayatına baktığımızda, onların hemen her hâdisede Kur’ân-ı Kerim’in yol göstericiliğine mazhar oldukları ve hayatlarını bütünüyle Kur’ân’ın teşvik ve ikazlarına göre yaşadıkları görülüyor. Günümüz mü’minlerinin de aynı çizgide hayatlarını sürdürebilmeleri için dikkat etmeleri gereken hususlar nelerdir?
Cevap: Kur’ân-ı Kerim’in ahir zamanda maruz kalacağı hâli ifade eden: يَأْتِي عَلَى النَّاسِ زَمَانٌ، اَلْقُرْاٰنُ فِي وَادٍ وَهُمْ فِي وَادٍ غَيْرِهِ“İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki, Kur’ân bir vadide, onlar başka bir vadide olacaklar.”1 hadis-i şerifinde de ifadesini bulduğu gibi, asırlar var ki, Kur’ân bir vadide, biz ise başka bir vadideyiz. Evet, biz belli bir dönemde Kur’ân’ın, özellikle tekvînî emirlere bakan yanını ihmal ettik, ona karşı kapıları kapadık ve o kapıların ardına sürgüler sürdük. Âdeta jaluzileri indirip, onun aydınlık ikliminden dünyamıza sızacak ışıkların önünü kestik. Hâlbuki o yüce kitap, tekvînî emirlerin kavl-i şârihi, burhan-ı vâzıhı ve delil-i sâtııydı. Kâinat, ilim programına göre Allah’ın kudret ve iradesinden gelen bir kitap olduğu gibi, Kur’ân da ilim programıyla Allah’ın kelâm sıfatından gelen ayrı bir kitaptı. Fakat biz zihin ve fikir dünyamızda o iki hakikati birbirinden ayırdık. Tabir caizse, talak-ı selâse ile de değil, 3’ten 9’a deyip talak-ı tis’a ile, kalb ve kafayı, tekvînî emirlerle teşriî emirleri birbirinden kopardık. Bunun yanında İslâm’ın kalbî ve ruhî hayatına karşı da çok ciddî bir yabancılık içine girdik. Dolayısıyla da izafî ve nisbî fetret devri diyebileceğimiz uzun bir dönem Kur’ân cemaati, Kur’ân’dan habersiz yaşadı.
Dipnotlar
- 1 el-Hakîm et-Tirmizî, Nevâdiru’l-usûl 4/98.