İçeriğe geç

Biz Allah’ı yarattığı mahlûkatıyla biliyoruz, tanıyoruz. Öte yandan göremediğimiz şeyler, gördüklerimizin milyonda birini bile teşkil etmiyor. Evet, siz bu dünyayı çok önemli görmeyin, gözünüzde çok büyütmeyin. “Galaksiler varmış, on trilyon senelik ömürleri varmış. Dev cüsseli güneşler varmış, bunlardan bazıları kendi enerjilerini tüketmişler. En başta her şeyin mahiyeti bir hidrojenmiş, sonra helyuma dönmüş, hâlâ da bu dönüşüm devam ediyormuş. Sönen, enkazı üzere çöken bir kısım dev cüsseler, bazılarının kehanetlerine göre, öbür âlemin kapıları gibi kara delikler hâline gelmiş.” Bütün bunlar doğrudur ve değişme, tebeddül, tagayyür dediğimiz şeylerdir. Ama bunlar, meselâ galaksiler, değil trilyon, isterse trilyon defa trilyon sene ömürleri olsun, ezel ve ebed karşısında bir sıfır ifade ederler sadece. Demek Cenâb-ı Hak sıfır değerli bir zaman içinde bir çeşit kendini göstermek istemiş ve kâinatı yaratmış ve onu mütalaa etmesi için de insanı yaratmıştır.

Bize kalırsa, bunlar çok büyük bir projedir. Ama asıl önemli olan, bu projenin insanı netice vermesidir. Hakikî kâinatın hikmeti / Dünyaya gele şu mükerrem insan hazreti. Ama sonuç olarak hem bu muazzam kâinatın hem de onun fihristesi olan insanın fâni olmaları itibarıyla “Sonsuz” karşısında değerleri ancak sıfır nispetindedir.

235