“Kulum Beni nasıl zannederse, Ben öyleyim.”6hadis-i şerifini dar çerçevede anlamamalı; yani, “Beni affeden bir Rabbim var, mağfiret eden bir Rabbim var, iyi yola sevk eden bir Rabbim var.” bunlar hüsnüzandır; fakat bir de hayatımız adına takdir buyrulan her şeyde, her hesapta biz esas alınmışız. Profil gibi her şey bizim üzerimize işlenmiş ve biz nazara verilmişiz. Sürekli bu yönüyle Rabbimize bakmak, Rabbimiz hakkındaki hüsnüzannın ifadesidir. Sizi sürgün eder, bir başkasını zindana atar, bir başkasını başka bir imtihana tâbi kılar; hep hüsnüzan etmek lazım. O gaddar (zulüm ve haksızlık yapan) değildir. Hâşâ, “gaddar” diye bir ismi yoktur O’nun. “Hattar” diye bir ismi yoktur.
“Kahhâr” ismi, bazı şeyleri tedmir etmek (mahvetmek, perişan etmek) içindir. Meselâ, küfrün ve küfür düşüncesinin hakkından gelme “Kahhâr” isminin tecellîsiyle olur. Yoksa, genelde Allah (celle celâluhu) kullarına Rahman ve Rahîm’dir. Rahman ve Rahîm… Tesbihat yaparken ne diyorsunuz: “Ya Cemîlu Ya Allah, Ya Karîbu Ya Allah, Ya Mucîbu Ya Allah…” Bir yerde “Ya Kahhâru Ya Allah” diyorsunuz; ama hemen arkadan son isim geliyor: Gönül kapılarını açan, insanları fetheden “Ya Fettâhu Ya Allah”…
Bazılarınca seyr u sülûkun son mertebesinde de “Kahhâr” zikrediliyor. Masivayla alâkalı duygunun, düşüncenin, dünya bağlarının yok olup gitmesi adına öyle bir duada bulunuluyor. Tabir-i diğer ile, kalble Allah arasındaki engellerin, maniaların yakılması, kavrulması, parçalanması adına bu isim zikrediliyor. Bu ismin gölgesinde bir fırtına esiyor; ama o fırtına tohumları taşıyor, onların yeşermelerine fırsat veriyor.
Dipnotlar
- 6 Buhârî, tevhid 15, 35; Müslim, zikir 2, 19, tevbe 1.