Aşkınla beni parça parça etsen de,
Şu kalbim senden başkasına meyl etmeyecektir.
Eşiğine gelmiş bu dilenciyi hoş gör.
Hoş gör ki, o senin davetinden ümitlenip sana koşmuştur.
Ey her şeyi bilen, her şeyden haberi olan Müheymin,
Kulun günahlara batmıştır, batmıştır; ama Senden başkasına da secde etmemiştir.
İşte, asi kulun kapına geldi,
Günahlarını itiraf edip yalnız Sana iltica ediyor.
Onu affedecek sadece Sensin;
Affetmez de kapından kovarsan, Senden başka kim var ki ona merhamet etsin.12
Evet, “Her ne kadar hayatım Sana isyanla geçmişse de Senden başka mabuda secde etmedim.” diyor. İşte bu duygu, nezd-i ulûhiyette hora geçen bir duygudur. Bu duyguda bir mahviyet vardır, mâsiyeti kabul vardır. Şahsı adına yaptığı en küçük inhirafları çok büyük ve mahvedici olarak görme vardır; fakat aynı zamanda, Allah’ın rahmetinin enginliğine sığınma da vardır.
Seviye
Kur’ân-ı Kerim’de buyrulan “Ey insanlar, siz içinizdeki şeyleri açığa vursanız da, gizleseniz de, Allah sizi onlardan dolayı hesaba çeker.”13 âyetinin nesholunduğuna ve hükmünün kaldırıldığına dair rivayetler var.14 Genel olarak düşündüğümüzde görürüz ki, bu bir seviye meselesidir. Bazı insanlar vardır ki, içlerinden bir şey geçmekle sorumlu olmayabilirler; fakat belli bir seviyeye göre Rabbimizle münasebet içinde bulunan birisi, gözlerinin içine yabancı bir hayal girmemesine azmetmiş bir insan, o türlü fena şeyler tahayyül ederse (hayalinden geçirirse) zihnini, aklını kirlettiğinden dolayı muâheze olabilir (hesaba çekilebilir). Muhâsibî er-Riâye li Hukûkillah adlı eserinde bu mevzuu sekiz mertebeye ayırıyor. İmam Gazzâlî’de de benzer şeyler var. Hâsılı, bu bir seviye meselesidir.
Dipnotlar
- 12 Bkz.: İbn Asâkir, Târîhu Dimaşk 6/306; el-Âlûsî, Rûhu’l-meânî 14/48
- 13 Bakara sûresi, 2/284.
- 14 Abdurrezzak, Tefsîru’s-San’ânî 1/111; et-Taberî, Câmiu’l-beyân 3/146.