İçeriğe geç

Öte yandan; fitne, bela ve musibetlere maruz kalmanın, o insanın işlediği günahlarla ciddî bir irtibatı olduğunu da unutmamak icap eder. Onun için âyette “Bizi fitneye maruz bırakma.” ifadesinden sonra, hemen arkasından “Allahım, bizi mağfiret et.” denilmektedir. Çünkü yine Kur’ân’ın ifadeleriyle “İnsana gelen her iyilik Allah’tan, her kötülük de kendi (işlediği günahlar yüzü)ndendir.”62 Hatta hadislerdeki ifadelerden de anlaşılacağı üzere, mü’minin ayağına bir dikenin batması, bir yerde sıkılıp terlemesi, arabasıyla giderken bir yerde kaza yapması bile, insanın içindeki veya davranışlarındaki bir bozukluktan ya da işlediği bir günahtandır.63 Bundan dolayı Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) hayatı boyunca büyük-küçük başına gelen her handikap karşısında Allah’a sığınmış ve “Estağfirullah” demiştir.64

Bu çerçevede Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) çokça tekrar ettiği اَللّٰهُمَّ يَا مُقَلِّبَ الْقُلوُبِ ثَبِّتْ قَلْبِي عَلَى دِينِكَ“Ey kalbleri evirip çeviren Allahım! Benim kalbimi dinin üzerine sabit kıl!”65 duasını ele alacak olursak; insan bunu bir taraftan kalb ve lisan ile söyleyip “Müsebbibü’l-Esbab” olan Allah’tan kalbin İslâm’da sübutunu istemeli, diğer taraftan da sebepler adına bu mevzuda yapılması gereken şeyleri mutlaka yapmalıdır.

35