Şimdi bir taraftan âyet-i kerimeler, öte taraftan hadis-i şerifler ve velilerin beyanları bu meseleye, aksine ihtimal vermeyecek bir ölçüde kat’iyet kazandırmasına mukabil farklı iddialar bir mantık zaafı olsa gerek.
İşte bu resûl ve nebiler, Üstad Hazretleri’nin yaklaşımı içinde; tevhid, nübüvvet, haşir, adalet ve ubûdiyet gibi temel hususlarda ittifak etmiş, teferruata ait bazı hükümlerde ise, ittifakın yanı sıra, ihtilaf da ettikleri olmuştur.56 Fakat bunların tespiti bugün imkânsız denecek kadar zordur. Zira İslâm dini haricinde hemen her din, pek çok defa tahrif ve tağyir çarkları arasından geçme tali’sizliğine uğramıştır.
Berzaha Dair
İnsan İslâmî duygu ve düşünce itibarıyla hayatta kaldığı müddetçe canlı olmaya ve canlı kalmaya gayret göstermelidir. Böylece potansiyel olarak gelişmeye müsait ve yaratılıştan getirdiği his, duygu ve latîfelerini inkişaf ettirir; derken gün gelir, gider insanî kemalâta ulaşır. Hatta ölürken dili zikirden ıslak olan insanın ötede de yükselmesini ifade eden hadislerden57 hareketle denilebilir ki, her yönüyle insanî kemalâta ulaşma gayreti içinde iken ölen bir insan, yücelmesini, yükselmesini berzah âleminde de devam ettirir.
Dipnotlar
- 56 Bkz.: Bediüzzaman, Barla Lâhikası s.309.
- 57 Bkz.: İbnü’l-Mübârek, ez-Zühd s.397; İbn Ebî Şeybe, el-Musannef 6/58, 7/111, 170.