İçeriğe geç

Bu seviyeye ulaşabilen bir insan, hadisin ifadesiyle Allah’ın eliyle tutar, gözüyle görür, kulağıyla işitir, diliyle konuşur.60 Yani, bir ölçüde sanki rıza makamına ulaşmış bu insanın, ne elinden ne dilinden ne gözünden ne de ayağından Cenâb-ı Hakk’ın vize vermeyeceği, razı olmayacağı bir amelin zuhuru söz konusu değildir.

Keza, bu seviyeye ulaşabilmiş bir insan, okumuş olduğu Kur’ân âyetleri karşısında kendinden geçer, başkalarının göremediği, sezemediği hakikatlere ulaşır ve “Yahu bu insanlar kör mü, sağır mı, hissiz mi? Niye benim gördüğümü görmüyorlar?” demeye başlar.

İşte bu seviyeye gelebilmek için acz ve fakr vesileleri çok önemlidir. Acz u fakr sayesinde, her şeyde ve her yerde insan O’nu arayabilir, maiyyetini duyabilir ve hayatını derince yaşayabilir.

Duaların Hususiyetlerinden

Kur’ân-ı Kerim veya hadis-i şeriflerde zikredilen duaların bizlere bakan iki yönü vardır:

1. Bunların inananlara hedef göstermeleri.

2. Gösterilen bu hedefe yürümek için tazarru ve niyazın yanında iradeleri devreye sokarak bilfiil çalışmamız. Meselâ; “Rabbimiz, bizi inkâr edenler için bir imtihan yapma, (bizi onların baskı ve işkencesi altına düşürme) bizi bağışla. Rabbimiz, yegâne galip ve hikmet sahibi ancak Sensin, Sen!”61 âyetinde Cenâb-ı Hak, evvelâ bizlere, kâfirlere imtihan vesilesi olmamak hedefini göstermektedir. Bu açıdan inanan insanların her fırsatta hakikî melce ve mence olan Rabbisine bu mânâda sığınması gerekir. Yalnız kavlî olarak yapılacak olan bu dua, fitneye maruz kalmamak için vesilenin sadece bir yanını teşkil eder. Buna iradî olarak, fitne yollarına sapmama gayretini de ilave etmek gerektir.

34