Yine Üstad’ın o enfes ifade gücüyle anlattığı, “Medenîlere galebe ikna iledir.”44 küllî düsturunun ancak akıl ve mantık yoluyla olabileceğini hatırlatırım. Yeryüzünde yegâne güç ve kuvveti de temsil etseniz, akıl, mantık ve muhakemenin her şeyin önünde ve üstünde olduğu hatırdan çıkarılmamalıdır. Hele günümüzde medenî olduklarını zanneden muhatap kitleye dini anlatabilmenin tek yolu mantık ve muhakeme yolunun seçilmesidir. Hakikî galebe bu temel üzerine kurulacak sevgi, hoşgörü, müsamaha, diyalog yollarının kullanılması sonucu gerçekleşebilir.
Allah’ın emri gereği, Allah’ın dinini insanlara anlatırken, yol mülâhazaları içinde çeşitli vesilelere takılıp kalmamanın, O’nun rızasından başka her şeye karşı kilitli olmanın ve bütün semeratı ahirette bekleme gereğinin hatırlatılmasına gerek olmadığı kanaatindeyim.
Unutmayın Kur’ân’ın وَالصُّلْحُ خَيْرٌ45 âyeti bu ve benzeri konularda yegâne rehberimiz olmalıdır.
Namaz ve Eda Keyfiyeti
Namaz eda edilirken, mutlaka ta’dil-i erkâna riayet edilmelidir. Bunun için namazda Kur’ân-ı Kerim’i uzunca okuyup kıyamı uzatma, rükû ve secdede uzunca durma gibi hususlar çok önemlidir. Bir yönüyle esas makbul olan bu rükünlerin hakkıyla yerine getirilmesi ve meşakkatlerine katlanılmasıdır. Çünkü bu rükünlere hakkıyla riayet etmek, insana her namazda ayrı ayrı buudlar kazandıracaktır. Bundan dolayıdır ki insan, kıldığı namazlarını bir kere daha yorumlamalı; kıyam, rükû ve secdeyi derinlemesine bütün benliğinde duymaya çalışmalıdır. Namazı şekil olarak kılmak, şüphesiz önemli bir meseledir ve hiç kimse basite alamaz. Fakat asıl olan onu “hâşiîn”den46 olarak eda etmeye çalışmaktır.
Dipnotlar
- 44 Bkz.: Bediüzzaman, Tarihçe-i Hayat s.54 (İlk Hayatı).
- 45 Nisâ sûresi, 4/128.
- 46 Bkz.: Mü’minûn sûresi, 23/2.