Ümit ediyorum, güzel ülkemizde başlayan bu gelişme, insanlık tarihinde ve geleceğin içtimaî coğrafyasında çok büyük bir mânâ ifade edecek ve bu mânâ umumî coğrafya üzerinde müessir olacak, onun bizim adımıza genişlemesinin bir vesilesi hâline gelecektir. Ne var ki, bütün bunlar gördüğümüz gibi cimri zekâtı ile olacak türden şeyler değil.
Rabbim’den niyazım, bizi içten içe çürütmesin. Göz açıp kapayıncaya kadar bizi bizimle ve nefsimizle baş başa bırakmasın. O’nun lütfuyla başlatılan bu vetire sonuna kadar devam etsin!
Her Kavme Peygamber
Kur’ân-ı Kerim: “Biz peygamber göndermediğimiz kavme azap edecek değiliz.”53 der. Bir başka yerde de: وَإِنْ مِنْ أُمَّةٍ إِلَّا خَلَا فِيهَا نَذِيرٌ“Her bir millet için mutlaka onları (eğri yolun encamından sakındıracak bir) korkutucu peygamber bulunmuştur.”54 buyurmuştur. Bu ikinci âyet-i kerimede dilin hususiyetleri de nazara alınacak olursa, nefy edatı olan إِنْ (in), إِلَّا (illâ) ile tekit görürse, bu üslûp “hasr” ifade eder ki, o da aksine ihtimal vermeyecek bir kesinlikte her ümmete bir peygamberin gönderilmiş olduğu mânâsına gelir. Ayrıca, burada peygambere vasıf olarak müjdeleyici anlamında بَشِيرٌ değil de korkutucu mânâsına نَذِيرٌ denmesi de dikkate değer bir inceliktir.
İmam Rabbânî Hazretleri Mektubat’ında birkaç yerde, Hindistan’a çok peygamber gönderildiğine keşfen şahit olduğunu söyler.55 Ölümünden bunca yıl geçmiş olmasına rağmen, hâlâ –min indillâh– tasarrufunun devam ettiği kabul edilen ve “Müceddid-i Elf-i Sânî” lakabıyla anılan İmam Rabbânî gibi yüce bir Hak dostunun, ulu orta konuşacağına zannediyorum kimse ihtimal vermez.
Dipnotlar
- 53 İsrâ sûresi, 17/15.
- 54 Fâtır sûresi, 35/24.
- 55 İmam Rabbânî, el-Mektûbât 1/239 (259. Mektup).