İçeriğe geç

Yalan, öyle bir hastalıktır ki, insan onun en küçüğünü bilerek-bilmeyerek bir kere kullanıverdi mi gerisi gelmeye başlar. Mesela, siyasî plânda bir kişi –halk diliyle söyleyecek olursak– kendi dümenini çevirmek suretiyle halkı aldatmayı, toplulukları kandırmayı plânlar ve bunu dirayet, kiyâset ve akıllılık sayarsa, yalan deryasına yelken açmış olur; ihtimal bir daha da geriye dönemez. İktisadî plânda halkı sömürmeyi, istismar etmeyi, halkın parasını elinden almayı akıllılık sayar veya fesadını salâh göstermeyi beceri gibi görürse bir daha da doğruluğa yönelemez. Ne var ki onun çevirdiği bu dümenler, hileler, dalavereler, yavaş yavaş halk tabakaları arasında bilinmeye başlar da, ukbâsını yitirdiği gibi dünyasını da kaybeder ve kendi kurduğu düzenin mağduru hâline gelir.

255