İçeriğe geç

Kizb (yalancılıkları) esasen onların kesbi, azab-ı elim de Cenab-ı Hakk’ın yaratıp onlar için hazırladığı cezadır. Dolayısıyla da onlar sebebiyet verdiklerinden, bu azabı çekmeye müstahak olmuşlardır. Bu mevzuda وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ بِمَا كَانُوا يَكْذِبُونَ cümlesinde haklarındaki azabın عَلَيْهِمْ ile değil de لَهُمْ ile ifade edilmesi –7. âyet-i kerimenin tefsirinde geçen izahlar mahfuz– azabın onların lehinde olduğunu gösterir gibidir. Lehlerinde olan azap, ebedî yokluğa nispetendir. Yoksa hiçbir azabın insanın lehinde olduğu düşünülümez. Ayrıca, haklarındaki takdirin عَذْب (tatlı) olması mümkünken onlar için عَذَابٌ olmuştur.

عَذَابٌ kelimesindeki tenvin, azabın meçhuliyetini gösterir. أَلِيمٌ kelimesi ise maruz kaldıkları azabın onları çepeçevre sardığını ve onların her yanlarıyla “azap kesildiklerini” ifade eder. Bu azap, sürekli can yakan bir azap olması itibarıyla her zaman elemini hissettiren ağır bir azaptır.

Bundan başka, tasvirinin canlılığı bakımından şöyle bir mânâ da akla gelebilir: “Bunlar için azap vardır.” derken Kur’ân-ı Kerim sanki azabı; eli, ayağı, kolu, dili, dudağı olan bir şey hâline getiriyor ve “elim” derken âdeta azap onların karşılarında bir canlı gibi kalkıyor, oturuyor ve elindeki iğnesiyle, çuvaldızıyla, kılıcıyla, mızrağıyla yanlarına sokuluyor ve onlara sürekli elem veriyor. Kur’ân’ın bu canlı tasviri içinde azap, oynayan, fıkırdayan, onlarla uğraşan âdeta bir canlı şeklinde tasvir ediliyor. Kelimenin burada böyle “elim” şeklinde seçilmesinin sair kelimelere rüçhaniyeti var ve canlılık bakımından böyle düşünülmesi daha muvafık görünüyor.

252