İçeriğe geç

89. Eskiden Müslümanların çoğu aç değildi, refah içinde yaşamak tercih edilebilirdi. Şimdi açtır, zevk ve lezzet içinde yaşamaya izin yoktur.

90. Geçici lezzetten çok geçici eleme tebessüm etmeli, “hoş geldin” demeli. Geçmiş lezzetler, “Ah, vah!” dedirtir. “Ah!”, saklı bir elemin tercümanıdır. Geçmiş elemler, “Oh!” dedirtir. O “Oh”, gizli bir lezzetin ve nimetin habercisidir.

91. Unutmak da bir nimettir. Yalnız günlük elemleri çektirir, birikmiş elemleri unutturur.

92. Sıcaklığın derecesi gibi, her musibette bir nimet derecesi vardır. Daha büyüğünü düşünüp küçükteki nimet derecesini görerek Allah’a şükretmeli. Yoksa gözde büyüterek üflenirse şişer, merak edilirse ikileşir… Kalbdeki misali, hayali hakikate döner… O da kalbi döver.

93. Her insanın, toplumda görmek ve görünmek için mertebe denilen bir penceresi vardır. O pencere kıymetinden, boyundan yüksekse insan kibirlenmekle uzamaya çalışacak; eğer kıymetinden alçaksa tevazu ile eğilecek ki o seviyede görsün ve görünsün. İnsanda büyüklüğün ölçüsü küçüklük, yani tevazudur. Küçüklüğün ölçüsü büyüklük, yani kibirlenmektir.

94. Zayıfın kuvvetliye karşı izzet-i nefsi, yani gururu kuvvetlide kibirlenme olur. Kuvvetlinin zayıfa karşı tevazuu zayıfta alçalma olur. Bir idarecinin makamındaki ciddiyeti vakardır, mahviyeti alçalmadır; evindeki ciddiyeti kibirdir, mahviyeti tevazudur. Fert kendi adına yapınca müsamahası ve fedakârlığı salih ameldir; başkaları adına olsa ihanettir, faydasız ameldir. Bir şahıs kendi adına sineye çekebilir, iftihar edemez; millet adına iftihar eder, sineye çekemez.

95. Bir neticeye ulaşmak için ön şartları yerine getirip işleri planlı yapmak gerekirken her şeyi Allah’tan beklemek tembelliktir, netice için gerekenler yapıldıktan sonra, tevekküldür. Çalışmanın meyvesine ve kısmetine rıza kanaattir, çalışmaya meyli kuvvetlendirir. Mevcutla yetinmek himmetsizlik, gayretsizliktir.

96. Dinin emirlerine karşı itaat ve isyan olduğu gibi, tekvinî emirler denilen yaratılış kanunlarına karşı da itaat ve isyan vardır. Birincisinde mükâfat ve cezanın çoğu ahirette, ikincisinde umumiyetle dünyada

607