İçeriğe geç

İkincisi: “İstirahatım için zahmet çek; sen çalış, ben yiyeyim.”

Birinci cümlenin kökünü kesecek tek bir deva var, o da zekâtın farz oluşudur. İkinci cümlenin devası, faizin haram kılınmasıdır. Kur’an’ın adaleti âlemin kapısında durup faize “Yasak, girmeye hakkın yok!” der. İnsanlık bu emri dinlemedi, büyük bir tokat yedi. Daha müthişini yemeden dinlemeli!..

43. Devletler, milletler savaşı yerini sınıfların savaşına terk ediyor. Zira insan esir olmak istemediği gibi ücretli işçi olmak da istemez.

44. Bir maksadı gayrimeşru yol ile takip eden, çoğu kez maksadının zıddıyla ceza görür. Avrupa sevgisi gibi gayrimeşru bir sevginin mükâfatı, sonunda sevdiğinin gaddarca düşmanlığıdır.

45. Geçmişe, musibetlere kader nazarıyla; geleceğe, günahlara ise teklif noktasında bakmak lâzımdır. Cebriye ve Mutezile burada barışırlar.

46. Çaresi bulunan şeyde acze, çaresi bulunmayan şeyde ağlayıp sızlanmaya sığınmamak gerekir.

47. Hayatın yarası iyileşir. İslam izzetinin, namus ve milli şerefin yaraları ise pek derindir.

48. Öyle zaman olur ki, bir kelime bir orduyu batırır, bir gülle otuz milyonun mahvına sebep olur. Öyle şartlar olur ki, küçük bir hareket insanı âlâ-yı illiyyîne, yani yüceler yücesi mertebeye çıkarır… Ve öyle hal olur ki, küçük bir fiil insanı esfel-i sâfilîne, aşağıların aşağısına indirir.

49. Bir tane doğru, bir harman yalanı yakar. Bir tane hakikat, bir harman hayalden üstündür.

لَا يَلْزَمُ مِنْ لُزُومِ صِدْقِ كُلِّ قَوْلٍ قَوْلُ كُلِّ صِدْقٍ “Her sözün doğru olmalı, fakat her doğruyu söylemek doğru değil!”

50. Güzel gören, güzel düşünür. Güzel düşünen, hayatından lezzet alır.

51. İnsanları canlandıran emel, öldüren ümitsizliktir.

602