6. Pirenin midesini tanzim eden, güneş sistemini de O tanzim etmiştir.
7. Kâinatın bir eser gibi yazılmasında öyle bir i’caz var ki, bütün tabii sebepler –farz-ı muhal– iktidar sahibi, dilediğini yapmakta serbest olsalar yine onun karşısında tam bir acz ile secde ederek سُبْحَانَكَ لَا قُدْرَةَ لَنَا إِنَّكَ أَنْتَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ diyeceklerdir.
8. Sebeplere hakiki tesir verilmemiş; Cenâb-ı Hakk’ın birliği ve celâli öyle ister. Fakat eşyanın mülk yüzünde sebepler kudret eline perde olmuştur; izzet ve azamet öyle ister. Ta ki kudret elinin mülk âlemindeki kıymetsiz işlerle teması görülmesin.
9. Kudretin temas ettiği her şeydeki melekût yüzü şeffaftır, temizdir. 10. Şu görünen âlem, gayb âlemleri üstünde dantelalı bir perdedir. 11. Bir noktayı tam yerinde var etmek için bütün kâinatı var edecek sonsuz bir kudret lâzımdır. Zira şu büyük kâinat kitabının her bir harfinin, bilhassa canlı olan her harfinin, her cümlesine bakan birer yüzü, birer gözü vardır.
12. Meşhurdur ki, ramazanın bittiğini gösteren bayram hilâline bakılıyordu. Kimse bir şey görmedi. İhtiyar bir zât yemin ederek “Hilâli gördüm.” dedi. Halbuki gördüğü hilâl değil, kirpiğinin kavisli beyaz bir kılıydı. O kıl nerede, ay nerede? Zerrelerin hareketleri nerede, türleri meydana getiren fail nerede?
13. Tabiat, misalî bir matbaadır, tab eden değil.. nakıştır, nakkaş değil.. yapılandır, yapan değil.. tezgâhtır, kaynak değil.. nizamdır, nizamı koyan değil.. kanundur, kudret değil.. Cenâb-ı Hakk’ın irade sıfatından gelen kanunlardır, haricî bir hakikat değil.
14. İnsan fıtratının şuurlu yüzü olan vicdandaki çekim ve cezbe, cazibeli bir hakikatin cezbesiyledir.
15. Fıtrat yalan söylemez. Bir çekirdekteki büyüme meyli der ki:
Dipnotlar
- İ’caz: Mucize derecesinde benzersiz söz. Benzerinin yapılması mümkün olmadığı için herkesi şaşırtıp aciz bırakma.
- Sen her türlü eksiklikten, noksandan, hatadan uzaksın. Aslında bizim gücümüz, kudretimiz de yok. Üstün kudret ve izzet sahibi, tam hüküm ve hikmet sahibi sadece sensin.
- Mülk ve melekût âlemleri: Varlığın, aynanın boyalı ve parlak taraflarına benzeyen, dış ve iç yüzleridir. Melekût tamamen Yaratıcısına dönük, her şeyin şeffaf ve temiz olduğu, sebeplerin tesirinin bulunmadığı âlemdir. Mülk âleminde ise sebepler, Yaratıcının izzetine ters hallere perde ve vesile olurlar.