manevî bir mücadelede, anlaşmazlıktan doğan bir kavga gürültü içinde bulunur. Gele gele ta Rusya’da olduğu gibi, emek sermaye mücadelesi şeklinde boğuşmaya başlar.
Ey kerem ve vicdan sahipleri ve ey ihsanda bulunan cömert insanlar! İhsan, zekât adıyla olmazsa üç zararı var. Bazen de faydasız gider. Çünkü Allah namına vermediğin için,
• Biçare fakiri mânen minnet esareti altında bırakıyorsun.
• Hem onun makbul olan duasından mahrum kalıyorsun.
• Hem de aslında Cenâb-ı Hakk’ın malını O’nun kullarına ver-
mekle vazifeli bir dağıtım memuru olduğun halde, kendini mal sahibi zannedip nimete karşı nankörlük ediyorsun.
Eğer zekât adıyla versen,
• Cenâb-ı Hak namına verdiğin için bir sevap kazanırsın.
• Nimetlere karşı bir şükran göstermiş olursun.
• O muhtaç adam da sana yaltaklanmaya mecbur kalmadığı için
şeref ve haysiyeti kırılmaz ve duası senin hakkında makbul olur.
Evet, zekât kadar, belki daha çok fazladan iyilik ve ihsanda bulunarak yahut diğer suretlerde malından vererek, riya ve şöhret gibi, başkalarını minnet altında bırakmak ve zillete düşürmek gibi zararlar nerede?.. O iyilikleri zekât adıyla yapıp hem farzı eda etmek hem de sevabı, ihlâsı ve makbul bir duayı kazanmak nerede?..
سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنَاۤ إِلَّا مَا عَلَّمْتَنَا إِنَّكَ أَنْتَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُ
اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ الَّذِي قَالَ: اَلْمُؤْمِنُ لِلْمُؤْمِنِ كَالْبُنْيَانِ الْمَرْصُوصِ يَشُدُّ بَعْضُهُ بَعْضًا، وَقَالَ: اَلْقَنَاعَةُ كَنْزٌ لَا يَفْنٰى، وَعَلٰى اٰلِه۪ وَصَحْبِه۪ أَجْمَعِينَ، اٰمِينَ. وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
Dipnotlar
- Yaptığı ihsanları başa kakanların verdikleri sadakaların boşa çıkacağını, iyilikte bulunduğu kimseyi minnet altında bırakmayanlar için ise Allah katında mükâfatlar olduğunu ifade eden ayet ve hadisler için bkz. Bakara sûresi, 2/262-264; Müslim, îmân 171; Tirmizî, büyû’ 5; Ebû Dâvûd, libâs 25.
- “Sübhansın ya Rab! Senin bize bildirdiğinden başka ne bilebiliriz ki? Her şeyi hakkıyla bilen, her şeyi hikmetle yapan sensin.” (Bakara sûresi, 2/32)
- “Allahım! ‘Mümin, diğer mümin için birbirini perçinleyen duvar gibidir.’ ve ‘Kanaat, bitip tükenme bilmeyen bir hazinedir.’*2 buyuran Efendimiz Hazreti Muhammed’e (sallallâhu aleyhi ve sellem), O’nun âl ve ashabının hepsine salât ve selam eyle, âmin… Âlemlerin Rabbi Allah’a hamdolsun.”
- Buhârî, salât 88; Müslim, birr 65; Tirmizî, birr 18.