اَللّٰهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ عَلَيْهِ وَعَلٰى اٰلِه۪ عَدَدَ حَسَنَاتِ أُمَّتِه۪
سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنآ إِلَّا مَا عَلَّمْتَنَا إِنَّكَ أَنْتَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُ
Cenâb-ı Hakk’ın bir ikramı ve Rabbanî inayetin bir eseri
وَأَمَّا بِنِعْمَةِ رَبِّكَ فَحَدِّثْ ayetinin mânâsına uygun davranmak ve onu doğrulamak arzusuyla şöyle deriz:
Bu risalenin telifinde Cenâb-ı Hakk’ın inayetinin ve rahmetinin bir eserini söyleyeceğim ki, bu risaleyi okuyanlar ona önem vererek baksınlar.
İşte şu risaleyi yazma niyeti, hiç kalbimde yoktu. Çünkü Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü vesselam) peygamberliğine dair Otuz Birinci ve On Dokuzuncu Söz’ler yazılmıştı. Birdenbire kalbime beni bu risaleyi yazmaya mecbur bırakan bir his geldi.
Hem hafızam, musibetler neticesinde sönmüştü. Hem meşrebimde, yazdığım eserlerde nakil suretiyle, “kâle-kıyle” (dedi-denildi) şeklinde gitmemiştim. Hem yanımda hadis ve siyer kitapları yok. Bununla beraber, “Tevekkeltü alâllah” diyerek başladım. Öyle bir muvaffakiyet oldu ki, hafızam bana Eski Said’in hafızasından daha çok yardım etti. Her iki üç saatte, süratle otuz kırk sayfa yazıldı. Bir saatte on beş sayfa yazılıyordu. Çoğu hadis, Buhârî, Müslim, Beyhakî, Tirmizî, Şifâ-yı Şerif, Ebû Nuaym, Taberî gibi kitaplardan naklediliyordu. Halbuki bu nakilde hata yapsam –hadis olduğu için– günah olacağından kalbim titriyordu. Fakat anlaşıldı ki, Allah’ın yardımı ve şu risaleye ihtiyaç var. İnşallah sahih bir surette yazılmıştır. Şayet bazı hadislerin ifadelerinde veya rivayet edenlerin isminde bir yanlış bulunursa, kardeşlerimden tashih etmelerini ve bu hatalara müsamaha ile bakmalarını rica ediyorum.
Said Nursî
Dipnotlar
- “Allahım! Ona ve onun ehl-i beytine ümmetinin iyilikleri adedince salât ve selam eyle.”
- “Sübhansın yâ Rab! Senin bize bildirdiğinden başka ne bilebiliriz ki? Her şeyi hakkıyla bilen, her şeyi hikmetle yapan sensin.” (Bakara sûresi, 2/32).
- “Ve Rabbinin nimetini anlat da anlat.” (Duhâ sûresi, 93/11).
- Allah’a tevekkül ettim.