Onuncu Esas: Hem o zâtın hal ve tavırlarından anlaşılıyor ki; görüyor, öyle haber veriyor. Çünkü en tehlikeli vakitlerde, tam bir metanetle, tereddütsüz ve telâşsız konuşuyor. Bazen tek başına dünyaya meydan okuyor.
On Birinci Esas: Hem herkesi bütün kuvvetiyle, öyle güçlü bir şekilde davasına davet edip çağırır ki, yeryüzünün yarısına ve insanlığın beşte birine “Lebbeyk” dedirtti,سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا ayetini söyletti.
On İkinci Esas: Hem herkesi öyle bir ciddiyetle davet ve öyle esaslı bir şekilde terbiye eder ki, düsturlarını asırların simasına ve yeryüzünün her tarafındaki taşlara nakşediyor, asırların yüzünde daimî kılıyor.
On Üçüncü Esas: Hem tebliğ ettiği hükümlerin sağlamlığını öyle bir inançla ve güvenerek söylüyor ve herkesi davet ediyor ki, dünya toplansa onu bir hükmünden geri çevirip pişman edemez. Bütün hayatı ve yüce siyeri buna şahittir.
On Dördüncü Esas: Hem dinini öyle şüphesiz bir iman ve güvenle tebliğ eder, öyle davette bulunur ki, kimseye minnet etmez, hiçbir zorluk karşısında telâşlanmaz. Getirdiği hükümleri tereddütsüz, tam bir samimiyetle ve hâlis bir şekilde, herkesten önce kendisi yerine getirip kabul ederek bildirir. Buna şahit ise herkesçe, dost ve düşmanca mâlum olan meşhur zühdü, istiğnası ve dünyanın fâni süslerine tenezzül etmemesidir.
On Beşinci Esas: Hem getirdiği dine herkesten çok itaati, Hâlık’ına herkesten fazla kulluğu ve Allah’ın yasak kıldığı şeylere karşı herkesten kuvvetli takvası kesinlikle gösterir ki, o, Ezel ve Ebed Sultanı’nın tebliğcisi, elçisi ve hakkıyla ibadete lâyık olan Cenâb-ı Hakk’ın en hâlis kuludur, Ezelî Kelâm’ın tercümanıdır.
Bu on beş esasın neticesi şudur: Zikredilen vasıflarla donanmış o zât, bütün kuvvetiyle bütün hayatında tekrar tekrar ve devamlı فَاعْلَمْ أَنَّهُ لٓا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ der, Allah’ın bir ve tek olduğunu ilan eder.
Dipnotlar
- Bkz. Buhârî, hibe 33, cihâd 24, 46, 50, 82, 116, 117, 165, edeb 39, 116; Müslim, fezâil 48-49.
- Buyur, emret.
- “İşittik ve itaat ettik…” (Bakara sûresi, 2/285).
- Dünyaya rağbet etmemek, nefsin arzularından el çekmek.
- “O halde şu gerçeği hiç unutma ki: Allah’tan başka ilah yoktur.” (Muhammed sûresi, 47/19).