İçeriğe geç

insanlar imana gelmiştir. Evet, eski yazı ile bazı taşlarda bulunan مُحَمَّدٌ مُصْلِحٌ أَمِينٌ ifadesi, Resûl-u Ekrem’e (aleyhissalâtü vesselam) işarettir. Çünkü ondan önce, gönderilmesine pek yakın, yalnız yedi Muhammed ismi vardı, başka yoktu. O yedi kişinin de hiçbir şekilde “Muslih (ıslah eden), Emîn (güvenilir)” tabirlerine liyakati bulunmuyordu.

Üçüncü Kısım

İrhâsâttan, Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü vesselam) dünyayı şereflendirmesi sırasında meydana gelen harikalar ve hadiselerdir. Bu hadiseler, Allah Resûlü’nün dünyaya gelişiyle alâkalı bir şekilde gerçekleşmiştir. Hem Resûl-u Ekrem’in peygamber olarak gönderilmesinden önce meydana gelen bazı hadiseler var ki, doğrudan doğruya onun birer mucizesidir. Bunlar çoktur. Meşhur olmuş, hadis imamlarınca kabul edilmiş ve sahihlikleri kesinleşmiş birkaçını örnek olarak göstereceğiz.

• Birincisi: Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü vesselam) doğduğu gece, hem annesinin hem onun yanında bulunan, Osman İbni Âs ile Abdurrahmân İbni Avf’ın annelerinin gördüğü büyük bir nurdur ki, üçü de şöyle demiş: “Doğumu anında öyle bir nur gördük ki, o nur bizim için doğuyu ve batıyı aydınlattı.”

• İkincisi: O gece Kâbe’deki putların çoğu baş aşağı düşmüştür. • Üçüncüsü: Meşhur Kisrâ’nın Eyvân’ının (meşhur sarayı) o gece sallanıp çatlaması ve on dört sütununun düşmesidir.

• Dördüncüsü: Mukaddes sayılan Sava Gölü’nün sularının o gece çekilmesi ve İstahrâbâd’da bin senedir daima yakılan ve sönmeyen, Mecusilerin mabud kabul ettikleri ateşin o gece sönmesidir.

234