İçeriğe geç

Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü vesselam) bir çeşit mucizesini gösteriyor ve onun peygamberlik kandiline meleklerin dahi pervane olduğuna işaret ediyor.

Cinnîlere gelince; onların çoğuyla, değil sahabiler, belki ümmetin avam tabakasının dahi görüşmesi ve onları görmeleri çokça olan bir hadisedir. En kesin, en sahih haberle hadis imamları bize İbni Mes’ud’dan şunu aktarıyor: “Batn-ı Nahle’de, ecinnîlerin hidayete erdiği gece onları gördüm, Sudan kabilesinden Zutt denilen uzun boylu topluluğa benzettim. Onlara benziyorlardı.”

Yine meşhur, hadis imamlarının kaynağına ulaşarak kabul ettikleri Hazreti Hâlid İbni Velid vakasıdır: Uzzâ denilen putu yıktıkları vakit, içinden siyah bir kadın şeklinde bir cin çıktı. Hazreti Hâlid kılıçla o cini iki parçaya ayırdı. Resûl-u Ekrem (aleyhissalâtü vesselam), o hadise için buyurmuş ki: “Uzzâ putunun içinde ona ibadet ediliyordu, artık edilmez.”

Hazreti Ömer’den nakledilen meşhur bir hadisedir: Biz Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü vesselam) yanındayken ihtiyar görünüşlü, elinde bir asâ olan, “Hâme” isminde bir cinnî geldi, iman etti. Allah Resûlü (aleyhissalâtü vesselam) ona kısa sûrelerden birkaçını ders verdi. O da dersini aldı, gitti. Bu son hadiseye gerçi bazı hadis imamları itiraz etmiş, fakat mühim imamlar, sahih olduğuna hükmetmiştir. Her neyse, bu türden hadiseleri uzun uzun anlatmaya lüzum yok, misalleri çoktur.

Kısacası deriz ki, Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü vesselam) nuruyla, terbiyesiyle ve onun arkasından giderek Şeyh-i Geylânî gibi binlerce kutub zât ve asfiya, meleklerle ve cinlerle görüşmüş ve konuşmuşlar. Bu hadise, yüz tevatür derecesindedir, defalarca görülmüştür. Evet, ümmet-i Muhammed’in (aleyhissalâtü vesselam) meleklerle ve cinlerle teması ve konuşması, Allah Resûlü’nün (aleyhissalâtü vesselam) mucizevî terbiyesinin ve irşadının bir eseridir.

209