küçük bir kızım vardı. Şu yakındaki derede öldü, oraya attım.” Allah Resûlü (aleyhissalâtü vesselam) ona acıdı, şöyle dedi: “Gel, oraya gideceğiz.” Gittiler. Resûl-u Ekrem (aleyhissalâtü vesselam) o ölmüş kızı çağırdı, “Ya filan!” dedi. Birden, kız لَبَّيْكَ وَسَعْدَيْكَ diye cevap verdi. Resûl-u Ekrem (aleyhissalâtü vesselam) buyurdu ki: “Tekrar anne ve babanın yanına gelmeyi arzu eder misin?” Kız şöyle dedi: “Yok, ben onlardan daha hayırlısını buldum.”
İkinci Misal: İmam Beyhakî ve İmam İbni Adiyy gibi bazı mühim imamlar, Hazreti Enes İbni Mâlik’ten aktarıyor: İhtiyar bir kadının tek oğlu, birden vefat etti. Dinin emirlerine uymakta hassas olan o kadın çok üzüldü. Dedi ki: “Ya Rab! Senin rızan için, Resûl-u Ekrem’e (aleyhissalâtü vesselam) biat ve hizmet maksadıyla hicret edip buraya geldim. Hayatımda istirahatımı sağlayacak tek evlatçığımı resûlün hürmetine bağışla.” Enes diyor ki: O ölmüş adam kalktı, bizimle yemek yedi.
İşte İmam Busayrî’nin Kaside-i Bürde’deki şu mısraları bu hayret verici hadiseye işaret eder ve onu bildirir:
لَوْ نَاسَبَتْ قَدْرَهُ اٰيَاتُهُ عِظَمًا أَحْيَى اسْمُهُ حِينَ يُدْعٰى دَارِسَ الرِّمَمِ
Yani, “Eğer alâmetleri, onun büyüklüğünü ve makbuliyetini kıymetine lâyık derecede gösterseydi, değil yeni ölmüşler, onun ismiyle çürümüş kemikler bile canlanabilirdi.”
Üçüncü Misal: Başta İmam Beyhakî gibi rivayetçiler, Abdullah İbni Ubeydillâhi’l-Ensârî’den aktarıyor: Sâbit İbni Kays İbni Şemmâs, Yemâme Savaşı’nda şehit düştüğünde ve kabre konulduğu sırada ben oradaydım. Kabre konulurken, birden ondan bir ses geldi: مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللّٰهِ، أَبُو بَكْرٍ الصِّدِّيقُ، وَعُمَرُ الشَّهِيدُ، وَعُثْمَانُ الْبَرُّ الرَّحِيمُ dedi. Sonra açtık, baktık; ölü, cansız! İşte Hazreti Ömer daha halifelik makamına geçmeden, şehit olacağını haber veriyordu.
Dördüncü Misal: İmam Taberânî ve Ebû Nuaym Delâil-i
Dipnotlar
- "Buyur, emret, emrin başım üstüne."
- Kadı Iyâz, eş-Şifâ 1/320; el-Kurtubî, el-İ’lâm bimâ fî Dîni’n-Nasârâ s. 364; Aliyyülkârî, Şerhu’ş-Şifâ 1/648.
- el-Beyhakî, Delâilü’n-Nübüvve 6/50; İbni Adiyy, el-Kâmil 4/62.
- Busayrî, Kasîde-i Bürde s. 60.
- “Muhammed, Allah’ın resûlüdür; Ebûbekir, sıddıktır; Ömer, şehittir; Osman da iyilik ve merhamet timsalidir.” (Bkz. el-Buhârî, et-Târîhu’l-Kebîr 5/138; el-Beyhakî, Delâilü’n-Nübüvve 6/58; Kadı Iyâz, eş-Şifâ 1/320).