İçeriğe geç

Muhallim de onunla beraberdi. Bu zulmün haberi Resûl-u Ekrem’e (aleyhissalâtü vesselam) ulaştığı vakit hiddetlenmiş,اَللّٰهُمَّ لَا تَغْفِرْ لِمُحَلِّمٍ diye beddua buyurmuş. Yedi gün sonra Muhallim öldü. Kabre koydular, kabir dışarı attı. Kaç defa koydularsa yer kabul etmedi. Sonra mecburen iki taşın arasına sağlamca bir duvar yapıldı, o şekilde yeraltında gizlendi.

• Üçüncüsü: Resûl-u Ekrem (aleyhissalâtü vesselam) bir adamı sol eliyle yemek yerken görmüş. Buyurmuş ki: كُلْ بِيَمِينِكَ Yani, “Sağ elinle ye!” Adam, لَا أَسْتَطِيعُ demiş, “Sağ elimle yapamıyorum.” Resûl-u Ekrem (aleyhissalâtü vesselam) لَا اسْتَطَعْتَ yani, “Kaldıramayacaksın!” diye beddua etmiş. İşte ondan sonra adam sağ elini hiç kaldıramamış.

Altıncı Misal: Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü vesselam) hem duası hem teması sayesinde meydana gelen pek çok harika hadiseden kesinlik kazanmış birkaçını zikredeceğiz.

• Birincisi: Hazreti Hâlid İbni Velid’e (Seyfullah’a) birkaç saç telini verip zafer kazanması ve Allah’ın yardımı için dua etmiş. Hazreti Hâlid o saçları sarığında saklamış. İşte o saçların ve duanın bereketi hürmetine, girdiği her savaştan mutlaka zafer kazanarak çıkmış.

• İkincisi: Selmân Farisî, daha önce Yahudilerin kölesiydi. Efendileri onu azat etmek için çok şey istedi. “Üç yüz hurma fidanını dikip onlar meyve verdikten sonra kırk okka altın vererek azat edilebilirsin” dediler. Selmân, Resûl-u Ekrem’e (aleyhissalâtü vesselam) geldi, halini bildirdi. Allah Resûlü (aleyhissalâtü vesselam) kendi eliyle Medine civarında üç yüz fidan dikti. Yalnız bir tanesini başkası dikti. O sene Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü vesselam) diktiği bütün fidanlar meyve verdi, yalnız başkasının diktiği o tek fidan vermedi. Resûl-u Ekrem (aleyhissalâtü vesselam) onu çıkardı, yeniden dikti. O da meyve verdi.

196