oğlu Şîreveyh, o Kisrâ Perviz’i hançerle paraladı. Sa’d İbni Ebî Vakkas da saltanatını parça parça etti. Sâsâni devletinin hiçbir yerde haşmeti, büyüklüğü kalmadı. Kayser ve diğer hükümdarlar ise Allah Resûlü’nün mektubuna hürmet ettikleri için mahvolmadılar.
• İkincisi: Tevatüre yakın derecede meşhurdur ve Kur’an ayetleri işaret ediyor ki, İslam’ın ilk yıllarında Resûl-u Ekrem (aleyhissalâtü vesselam) Mescidü’l-Haram’da namaz kılarken Kureyş’in ileri gelenleri toplandı, kendisine karşı gayet kötü, çirkin bir muamelede bulundular. Allah Resûlü de o vakit onlara beddua etti. İbni Mes’ud diyor ki: “Yemin ederim, o kötü muameleyi yapan ve Resûl-u Ekrem’in bedduasını alanların Bedir Savaşı’nda birer birer leşlerini gördüm.”
• Üçüncüsü: Arapların Mudar denilen büyük bir kabilesi, Hazreti Peygamber’i (aleyhissalâtü vesselam) yalanladığından, onlara kıtlık çekmeleri için beddua etti. Yağmur kesildi, kıtlık ve pahalılık başgösterdi. Sonra Mudar kavminden olan Kureyş kabilesi Resûl-u Ekrem’e (aleyhissalâtü vesselam) ricada bulundu. Allah Resûlü dua etti, yağmur geldi, kıtlık ortadan kalktı. Bu hadise tevatür derecesinde meşhurdur.
Beşinci Misal: Bazı insanlara hususi bedduasının dehşetli kabulüdür. Bunun çok misali var. Kesin olan üçünü beyan edeceğiz.
• Birincisi: Allah Resûlü, Utbe İbni Ebî Leheb hakkında şöyle beddua etti: اَللّٰهُمَّ سَلِّطْ عَلَيْهِ كَلْبًا مِنْ كِلَابِكَ Yani, “Ya Rab! Ona bir köpeğini musallat et!” Utbe sefere giderken bir aslan gelmiş, kafilenin içinde onu arayıp bulmuş, parçalamış. Bu vaka meşhurdur, hadis imamları aktarmış ve tashih etmişlerdir.
• İkincisi: Muhallim İbni Cessâme’dir ki, Âmir İbni Azbat’ı zalimce katletmişti. –Halbuki Resûl-u Ekrem (aleyhissalâtü vesselam) Âmir’i cihad ve savaş için kumandan tayin edip bir bölükle göndermişti.
Dipnotlar
- İbni Hişâm, es-Sîratü’n-Nebeviyye 1/191; İbni Sa’d, et-Tabakâtü’l-Kübrâ 1/260.
- Kayser: Buhârî, bed’ü’l-vahy 6; Müslim, cihâd 74; Necâşî: İbni Sa’d, et- Tabakâtü’l-Kübrâ 1/260-261; el-Hâkim, el-Müstedrek 4/23; Mukavkıs: İbni Sa’d, et-Tabakâtü’l-Kübrâ 1/260; İbni Ebî Şeybe, el-Musannef 6/516; et-Taberânî, el- Mu’cemü’l-Evsat 7/213.
- Buhârî, vudû’ 69; Müslim, cihâd 107.
- Buhârî, istiskâ 2, 13, tefsîru sûre (44) 4; Müslim, münâfikîn 39-40.
- el-Beyhakî, es-Sünenü’l-Kübrâ 5/211; İbni Abdilberr, et-Temhîd 15/161.