Sekizinci Misal: Altı çocuk ve çocuk tabiatında bir kadın ayrı ayrı, Resûl-u Ekrem’in birer mucizesine mazhar olmuştur.
• Birincisi: Kâmil muhakkiklerden meşhur hadis âlimi İbni Ebî Şeybe haber veriyor:
Bir kadın, bir çocuğu Resûl-u Ekrem’in (aleyhis-salâtü vesselam) yanına getirdi. Çocukta bir musibet vardı; konuşamıyordu, aptaldı. Resûl-u Ekrem (aleyhissalâtü vesselam) suyla ağzını çalkaladı, elini yıkadı ve o suyu kadına verdi. “Çocuğa içirsin.” buyurdu. Çocuk o suyu içtikten sonra hastalığından, o musibetten bir şey kalmadı. Öyle bir akla ve olgunluğa sahip oldu ki, en akıllı insanları geride bıraktı.
• İkincisi: Sahih nakille, Hazreti İbni Abbas anlatıyor:
Resûl-u Ekrem’e (aleyhissalâtü vesselam) mecnun bir çocuk getirildi. Allah Resûlü mübarek elini onun göğsüne koydu. Çocuk birden istifra etti. İçinden –küçük hıyar kadar– siyah bir şey çıktı, çocuk şifa bulup gitti.
• Üçüncüsü: İmam Beyhakî ve Nesâî sahih nakille haber veriyor: Muhammed İbni Hâtıb isminde bir çocuğun koluna kaynayan tencere dökülmüş, bütün kolu yanmıştı. Resûl-u Ekrem (aleyhissalâtü vesselam) meshedip tükürüğünü sürdü, çocuk dakikasında şifa buldu.
• Dördüncüsü: Büyümüş fakat dilsiz, yaşça ileri bir çocuk Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü vesselam) yanına geldi. Çocuğa, “Ben kimim?” buyurdu. Hiç konuşmayan dilsiz çocuk أَنْتَ رَسُولُ اللّٰهِ deyip konuşmaya başladı.
• Beşincisi: Uyanıkken Resûl-u Ekrem’in sohbetiyle (aleyhissalâtü vesselam) tekrar tekrar şereflenen Celâleddin Süyûtî, asrın imamı – hadisin kaynağına ulaşarak ve tashihle– haber veriyor ki:
Mübarekü’l-Yemâme ismiyle meşhur bir zâtı daha yeni dünyaya geldiğinde Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü vesselam) yanına getirmişler. Allah Resûlü (aleyhissalâtü vesselam) ona yönelmiş, çocuk konuşmaya
Dipnotlar
- İbni Mâce, tıb 40; İbni Ebî Şeybe, el-Musannef 5/48, 6/321; Abd İbni Humeyd, el-Müsned 1/452.
- Dârimî, mukaddime 4; Ahmed İbni Hanbel, el-Müsned 1/239, 254, 268; İbni Ebî Şeybe, el-Musannef 5/47.
- Ahmed İbni Hanbel, el-Müsned 3/418; İbni Ebî Şeybe, el-Musannef 5/45; en- Nesâî, es-Sünenü’l-Kübrâ 4/366, 6/55, 253, 254.
- "Sen Allah’ın resûlüsün."
- el-Beyhakî, Delâilü’n-Nübüvve 6/60-61; İbni Kesîr, el-Bidâye 6/159.
- İbnü’l-İmâd, Şezerâtü’z-Zeheb 4/54; en-Nebhânî, Câmiu Kerâmâti’l-Evliyâ 2/158.