Hazreti Câbir ve Üsâme’nin beyan ettiği şu iki hadiseyi Ya’lâ İbni Mürre, Gaylan İbni Seleme es-Sekafî ve Hazreti İbni Mes’ud, Huneyn Savaşı’nda aynen haber veriyorlar.
Beşinci Misal: İmam İbni Fûrek ki, içtihat hususundaki kusursuz hassasiyetinden ve faziletinden kinaye olarak “Şâfiî-yi Sânî” unvanını alan, asrın büyük âlimidir, kesin bir şekilde şöyle haber veriyor:
Tâif Savaşı’nda, Resûl-u Ekrem (aleyhissalâtü vesselam) gece at üstünde giderken uykusu geliyordu. O haldeyken bir sidre ağacına rastladı. Ağaç ona yol verip atını incitmemek için ikiye yarıldı. Resûl-u Ekrem (aleyhissalâtü vesselam) bineğiyle içinden geçti. O ağaç tâ zamanımıza kadar iki ayak üstünde, muhterem bir vaziyette kaldı.
Altıncı Misal: Hazreti Ya’lâ, sahih nakille haber veriyor:
Bir seferde, “talha” veya “semure” denilen bir ağaç geldi, Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü vesselam) etrafında tavaf eder gibi döndü, sonra yine yerine gitti. Resûl-u Ekrem (aleyhissalâtü vesselam) buyurdu ki: إِنَّهَا اسْتَأْذَنَتْ أَنْ تُسَلِّمَ عَلَيَّ Yani, “O ağaç Cenâb-ı Hak’tan bana selam vermeyi istedi.”
Yedinci Misal: Hadis âlimleri, sahih nakille İbni Mes’ud’dan aktarıyor:
Batn-ı Nahle denilen mevkide, Nusaybin cinleri hidayete ermek için Resûl-u Ekrem’e (aleyhissalâtü vesselam) geldikleri vakit, bir ağaç onların geldiğini haber verdi.
İmam Mücahid, o hadiste İbni Mes’ud’dan şunu nakleder: O cinler bir delil istediler. Resûl-u Ekrem (aleyhissalâtü vesselam) bir ağaca
Dipnotlar
- İbni Mâce, tahâre 23; Ahmed İbni Hanbel, el-Müsned 4/170, 172; İbni Ebî Şeybe, el-Musannef 6/321.
- Ebû Nuaym, Delâilü’n-Nübüvve s. 391-392; İbni Asâkir, Târîhu Dimaşk 48/134; Kadı Iyâz, eş-Şifâ 1/301.
- el-Bezzâr, el-Müsned 4/291; et-Taberânî, el-Mu’cemü’l-Evsat 9/81; İbni Sa’d, et- Tabakâtü’l-Kübrâ 1/170.
- İkinci İmam Şâfii.
- Sidre: Arabistan kirazı.
- Kadı Iyâz, eş-Şifâ 1/301-302; Aliyyülkârî, Şerhu’ş-Şifâ 1/620.
- Sakız ağacı.
- Ahmed İbni Hanbel, el-Müsned 4/173; Abd İbni Humeyd, el-Müsned s. 154; el- Beyhakî, Delâilü’n-Nübüvve 6/23-24.
- el-Beyhakî, Delâilü’n-Nübüvve 2/228; el-Kurtubî, el-Câmi’ li Ahkâmi’l-Kur’an 16/216. Ayrıca bkz. Buhârî, menâkıbü’l-ensâr 32; Müslim, salât 153.