İçeriğe geç

yüksek bir surette hizmet etmişlerdir.

İşte bak! Hazreti Hasan’ın neslinden gelen kutub zâtlar, bilhassa dört büyük kutub ve bilhassa Gavs-ı Âzam Şeyh Abdülkadir Geylânî, hem Hazreti Hüseyin’in neslinden gelen imamlar, bilhassa Zeynelâbidin ve Câfer-i Sâdık; her biri manevî birer mehdî hükmüne geçmiş, manevî zulmü ve karanlığı dağıtıp Kur’an nurlarını ve iman hakikatlerini yaymış, en şerefli cedlerinin birer varisi olduklarını göstermişlerdir.

Eğer denilse: “Nuranî Saadet Asrı’nda mübarek Müslümanların

başına gelen o dehşetli, kanlı fitnenin hikmeti ve rahmet yönü nedir? Çünkü onlar kahrı hak etmemişti.”

Cevap: Nasıl ki baharda dehşetli, yağmurlu bir fırtına, bütün bitki türlerinin, tohumların, ağaçların kabiliyetlerini harekete geçirir, geliştirir; onların her biri kendine has çiçekler açar, yaratılışının gereği olan birer vazifeyi yerine getirir. Aynı şekilde, sahabe ve tâbiînin başına gelen fitne de çekirdekler hükmündeki ayrı ayrı, çeşitli kabiliyetleri harekete geçirip kamçıladı. “İslamiyet tehlikede, yangın var!” diye her cemaati korkuttu, İslamiyet’i muhafaza etmeye koşturdu. Her biri, kendi kabiliyetine göre, İslam camiasının çok sayıdaki ve çeşitli vazifelerinden birini omzuna aldı, tam bir ciddiyetle çalıştı. Bir kısmı hadislerin korunmasına, bir kısmı dinin hükümlerinin, bir kısmı iman hakikatlerinin, bir kısmı da Kur’an’ın muhafazasına çalıştı ve bunun gibi, her bir topluluk bir hizmeti üstlendi. İslamiyet vazifesinde hummalı bir şekilde gayret gösterdiler. Türlü renklerde çok çiçek açtı. O fırtına ile pek geniş olan İslam âleminin her tarafına tohumlar atıldı, dünyanın yarısını gül bahçesine çevirdi. Fakat maalesef o güllerin ve gül bahçesinin içinde bid’atçı zümrelerin dikenleri de çıktı.

Âdeta Cenâb-ı Hakk’ın kudret eli o asrı celâlle çalkaladı, şiddetle hareket ettirip çevirdi, himmet sahiplerini gayrete getirip elektriklendirdi. O hareketten kaynaklanan bir merkezkaç kuvvetiyle pek çok münevver müçtehidi, nuranî hadis âlimini, kutsî hafızları, asfiyayı, kutub zâtları İslam âleminin her tarafına uçurdu, hicret ettirdi. Doğudan

134