haberlerini Yirmi Beşinci Söz’e havale edip şimdilik onlardan bahsetmeyeceğiz. Yalnız kendinden sonra sahabenin ve Âl-i Beyt’in başına gelecek, ümmetinin ileride yaşayacağı hadiseler hakkındaki pek çok doğru, gayba ait haberinden birkaç küçük misali göstereceğiz. Ve şu hakikatin tamamen anlaşılması için altı “esas”ı bir giriş mahiyetinde beyan edeceğiz.
Birinci Esas
Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü vesselam) gerçi her hali, her tavrı doğruluğuna ve peygamberliğine şahit olabilir. Fakat her halinin, her tavrının harikulâde olması şart değildir. Çünkü Cenâb-ı Hak, onu beşer suretinde göndermiştir ki, insanlığa toplum hayatında, dünya ve ahiret saadetini kazandıracak amellerinde, hareketlerinde rehber ve imam olsun, her biri Allah’ın birer kudret mucizesi olan, her gün meydana gelen alışılmış hadiseler içindeki harikulâde rabbanî sanatı ve ilahî kudretin tasarruflarını göstersin. Resûl-u Ekrem eğer bütün fiillerinde beşerilikten çıkıp harikulâdelik ortaya koysaydı bizzat imam olamaz, davranışlarıyla, hal ve tavırlarıyla ders veremezdi.
O yalnızca, peygamberliğini inatçılara karşı ispat etmek için harikulâde işlere mazhar olur ve ihtiyaç anında, ara sıra mucize gösterirdi. Fakat teklif sırrı olan imtihan ve tecrübenin gereğince, elbette mucizeler apaçık ve muhatabını ister istemez tasdike mecbur bırakacak şekilde gerçekleşmezdi. Çünkü imtihan sırrı ve insana yüklenen sorumluluğun hikmeti, akla kapı açılmasını fakat iradenin elden alınmamasını gerektirir. Eğer mucizeler çok açık bir şekilde gerçekleşse, o vakit aklın seçme hakkı kalmaz; Ebûcehil de Hazreti Ebûbekir (radiyallâhu anh) gibi tasdik eder, imtihan ve teklifin faydası ortadan kalkar, kömürle elmas aynı seviyede kalırdı.
Hayret vericidir ki, mübalâğasız, binlerce meşrepten binlerce çeşit insan, Resûl-u Ekrem’in (aleyhissalâtü vesselam) bir tek mucizesiyle, bir peygamberlik deliliyle, bir sözüyle, yüzünü görmekle veya buna benzer birer alâmetiyle iman ettikleri halde… Bu binlerce farklı insanı, her şeyi dikkatle inceleyen, ölçüp tartan ve düşünen bu zâtları imana getiren binlerce peygamberlik delili, sahih nakillerle ve kesin neticeleriyle, şimdiki bir kısım bedbaht insanlara kâfi gelmiyor olmalı ki, dalâlete sapıyorlar.