İçeriğe geç

Ve yine Kur’ân-ı Kerim bu cellat insanlara:

وَلَا تَقْتُلُوا النَّفْسَ الَّتِي حَرَّمَ اللّٰهُ“Allah’ın haram kıldığı insanları öldürmeyin.”5 demişti ki, öldürme ve cinayetlerin kesilmesine bu âyet yetivermişti. Evet, o dönemde, biri kasıtlı ki; bir yahudiyi, Müslüman biri öldürmüştü, diğeri de hatâen olmak üzere; bütünü iki cinayet hâdisesi olmuştu.

Şimdi bakınız; 23 sene gibi bir zaman zarfında ve Allah Resûlü’nün hayat-ı seniyyeleri içinde, itiraflı bir tek zina hâdisesine; bir yahudinin öldürülmesi ve benim bildiğim, bir kadının elinin kesilmesi gibi birkaç vak’aya şahit oluyoruz. Oysaki biraz evvel arz etmiştim, bu topluluk, “Leş yerdik, kan içerdik.” diyen âdeta vampir bir topluluktu.

İşte bu topluluk içinden Allah Resûlü zülâl gibi insanlar çıkarıyor.. ve “efendilerimiz” dediğimiz, Ebû Bekir Efendimizi, Ebû Hüreyre Efendimizi hatta Mâiz Efendimizi, Gâmidiye Kadınefendimizi ve daha nicelerini çıkarıyor. Bu çamurdan, bu bataklıktan ve bu çirkeften, nuranî bir topluluk zuhur ediyor. Bu mucize değildir de ya nedir?

Bu arîz ve amîk hususu tafsilatıyla arz etmem mümkün değil; müsaade ederseniz, sadece ahlâk-ı âliyenin üç-dört prensibine dair bir iki misal arz ederek, Hz. Muhammed’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) icraatının ihtişamını bir kere daha sergilemek istiyorum.

1. Cömertlik ve Îsâr

52