Evet, dünyaya gelmeden babasını almış.. ve O, gözünü dünyaya açtığında, baba adına dayanacak bir şey bulamamıştı. Altı yaşına gelince de diğer desteğini çekip almış.. ve daha hayatının mebdeinde O’na nur-u tevhîde, sırr-ı ehadiyete giden yolları açmıştı. Vâkıa, belki bir süre, izzet ve azamete perde, bakıp himaye edene de şeref, Abdülmuttalip vesâyeti yaşanmıştı ama bu, O’nun nazarında artık delik deşik olan sebepler adına hiçbir şey ifade etmiyordu. Ebû Talib’in bakımı görümü ise, amcalık himayesini aşamamış bir vesâyet.. ve uhrevî buuduyla Hz. Ali’ye baba olmaya bahşedilmiş külfet suretinde bir nimetti. Bu yakınlık sayesinde bir gün gelecek O da Ali’yi alıp yanında yetiştirecek, Şah-ı Merdân, Haydar-ı Kerrar ve şah-ı evliyâ hâline getirecekti. Allah (celle celâluhu), O’na böyle davranmış, esbabı bütün bütün çekip almış.. ve O’nu bütün hissiyatıyla kendine tevcih etmişti. Sen sebepler âleminde gezemezsin, sen her noktada رَبَّنَا عَلَيْكَ تَوَكَّلْنَا وَإِلَيْكَ أَنَبْنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ hakikatini21 temsil etmelisin. Allah’a güvenmeli ve Allah’a dayanmalısın.
Fatıma O’nun kızıydı. Hakk’ın terbiye adına kendisine lütfettiği ve ihsanda bulunduğu şeyleri O, kızından esirgeyemezdi. O kız ki, Hz. Hasaneyn’den Hâtemü’l-evliyâ’ya kadar, birçok velinin anası olacaktı. Bu itibarla onun bu mübarek meyvelere çekirdek olabilecek mahiyette yetiştirilmesi lâzımdı. İşte bundan dolayı Efendimiz, bir taraftan fevkalâde re’feti, şefkati, sevgisi ve gönüllerinde taht kurmanın yanında, diğer taraftan da Fatıma’nın nazarını hep uhrevî âlemlere çeviriyordu.
5. Terbiyede Saadet Hanesinin Umumî Atmosferi