Şefkat olacak, re’fet olacak, kalble ve hisle kucaklama olacak fakat ahiret adına da kat’iyen bir gevşeklik olmayacak. İşte sırat-ı müstakîm; orta ve en doğru yol! Bir yol ki Allah Resûlü de bu yolun başyolcusu…
4. Hz. Fatıma’nın Hizmetçi İstemesi
O’nun terbiye sisteminden bir diğer kesiti de İmam Buhârî ve Müslim veriyor… Hâdiseyi bize Hz. Ali (radıyallâhu anh) anlatıyor ve diyor ki:
“Evimizde hizmetçimiz yoktu. Bütün işlerini bizzat Fatıma kendisi yapıyordu. Zaten, bütünü bir tek odadan ibaret olan bir hücrecikte kalıyorduk. O hücrecikte, Fatıma ocağı yakar ve yemek pişirmeye çalışırdı. Çok kere, ateşi alevlendirmek için eğilip üflerken, ateşten çıkan kılvılcımlar benek benek elbisesini yakardı. Onun için elbisesi delik deşik olmuştu. Yaptığı sadece bu değildi. Ekmek yapmak, evin ihtiyacı olan suyu taşımak da onun yüklendiği işlerdendi. Ayrıca değirmen taşını çevire çevire eli; su taşıya taşıya da sırtı nasır bağlamıştı.
Bu arada bir harp dönüşü Medine’ye esirler getirilmişti. Allah Resûlü bu esirleri, müracaat eden Medine halkına dağıtıyordu. Fatıma’ya, babasına gidip ev işlerinde kendisine yardımcı olabilecek bir hâdim (hizmetçi) istemesini söyledim. O da babasına gitti fakat evde yoktu. Hz. Âişe: “Geldiğinde ben haber veririm.” dedi, o da geri döndü.
Yatağa uzanmıştık ki, az sonra Allah Resûlü birdenbire çıkageldi. Yataktan doğrulmak istedikse de O buna mâni oldu.. ve aramıza oturdu. Öyle ki sadrıma temas eden ayağındaki serinliği göğsümde hissediyordum. Arzumuzu sordu. Fatıma da durumu aynen nakletti. Allah Resûlü birden uhrevîleşti ve şöyle dedi: