İçeriğe geç

Aslında insanlık tarihinde de bu şekilde şerrin tohumu, sonradan belli hâdiselere bağlı neş’et etmiş pek çok kimse vardır. Bunlar, vasatını bulduğu zaman hortlamış ve şerli hâle gelmişlerdir. Aksi durumda tohum, vasatını bulamadığı zaman da bodurlaşmış ve yok olmuştur. Mesela, Karmatilik, ortam bulduğundan dolayı yeşermiş, neşv ü nema bulmuş ve Karmatiler ümmet-i Muhammed’i kılıçtan geçirmiştir. Hasan Sabbah da bir Deccal’dır ve ortamın müsait olmasıyla hortlamıştır. Bunlardan daha tehlikelisine gelince, Resûl-i Ekrem’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) bizzat dikkatle üzerinde durduğu İbn Sayyâd’dır ki, vasatın namüsait olmasından ortaya çıkma imkânını bulamamıştır. Çünkü Medine-i Münevvere’de sahabe onu kıskıvrak sıkıştırmış, sesini soluğunu kesmiş ve bu korkunç hortlak, müsait zemin bulup hortlayamamıştır.

Şeytan da vasata bağlı olarak hortlayıvermiş ve Allah (celle celâluhu) karşısında isyan bayrağını çekmişti. Zira onda şeytanlık duygu ve düşüncesi vardı. Âdem’e (aleyhisselâm) secde etme meselesi bardağı taşıran son damla olmuştu. Nifak, birdenbire neşv ü nema bulmuş ve içteki küfür dışa vurmuştu. O, içinde küfür tohumu bulunduğundan dolayı da Allah’a karşı itiraz edebiliyor ve soru sorabiliyordu. Hâlbuki, melekler bir gün istifsâr (hikmetini anlamak için soru sormak) mahiyetinde Allah’a, “Nizamı bozacak ve yeryüzünü kana bulayacak bir mahlûk mu yaratacaksın?”99 demişlerdi.. demişlerdi ama Cenab-ı Hak, Hazreti Âdem’i yaratınca, Âdem’e secde emrini yerine getirmekte bir an bile tereddütte bulunmamışlar ve “Sübhânsın ya Rab! Sana sığınırız, biz bir şey bilmiyoruz. Bize bildirdiğinden başka ne bilebiliriz ki?! Her şeyi hakkıyla bilen, her şeyi hikmetle yapan Sensin!”100 diye itiraf etmişlerdi.

156