Evet, bizde de böyle bir melekiyet yönü vardır, ancak biz câmi bir varlığız ve binbir esmânın kısm-ı âzamının nokta-i mihrakiyesi durumundayız. Yani bizde hem ruhanilik, hem cismaniyet hem de hayvaniyet vardır. Cismaniyet, hayvaniyet ve melekiyetten meydana gelmiş bir varlık olarak insan bu yönüyle Allah’ın esmâsına farklı bir aynadır. İnsan, melekler gibi şeffaf olmayıp sadece ubuûdiyet sırrının mütecelli olacağı bir keyfiyeti taşımaz. Aynı zamanda şehvet, ğılzet, behîmiyet, cemâdiyet ve nebâtiyet hususlarını da mahiyetinde barındırır. Bazen bunların hepsi kendi hükümlerini icra eder ki, o türlü durumda insan kendisini odun gibi hisseder. Mevlâna Celâleddin Rumî Hazretleri, tekâmülcülerin (evrim nazariyesine inananlar) yanlış anladıkları bir sözünde özetle, maden idim, nebât oldum; nebât idim, hayvan oldum; hayvan idim, insan oldum; insanım ölüyorum, ölmekle tekâmül ediyorum, niye üzüleyim,85 der.