İnsanların kul-köle hâline gelerek zelil bir şekilde yaşamalarının sebebi büyük ölçüde maddî çıkarlarını ön plânda tutup, nefsin sınırsız arzularına boyun eğmeleridir. İnsan oruç sayesinde, nefsinin kendisine fısıldamaya çalıştığı şeytanî vesveselerin önüne bir set çeker, onun zimamını kendi eline alır ve onu yönlendirmeye çalışır. Zira insan oruçluyken yeme-içmeye, şehevani arzularına ve benzer bir kısım dünyevî şeylere karşı kapalı bir durumdadır. Böylelikle o, dünya adına gelecek baskılardan âzâde olarak izzetli bir hayat tarzına sahip olur ve Cenâb-ı Hakk’ın, mü’minlerin bir sıfatı olarak bildirdiği izzet payesini elde etmiş olur. Şöyle buyurur Rabbimiz:
وَلِلَّهِ الْعِزَّةُ وَلِرَسُولِهِ وَلِلْمُؤْمِنِينَ
“İzzet, Allah’a, Resûlüne ve mü’minlere aittir.”203
15. Samediyet Sırrını Kazandırır
Samediyet, Allah Teâlâ’nın sıfât-ı sübhaniyesindendir. İhlâs sûresi bunu en güzel şekliyle açıklamaktadır:
قُلْ هُوَ اللّٰهُ اَحَدٌۚ اَللّٰهُ الصَّمَدُۚ
“De ki: Allah birdir. Samed (her şey kendisine muhtaç olduğu halde o hiçbir şeye ihtiyaç duymayan) Allah’tır.”204