اِلَّا الَّذ۪ينَ صَبَرُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِۜ اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ مَغْفِرَةٌ وَاَجْرٌ كَب۪يرٌ
“Sabredip iyi işler yapanlar için mağfiret ve büyük mükâfat vardır.”166
وَاصْبِرْ فَاِنَّ اللّٰهَ لَا يُض۪يعُ اَجْرَ الْمُحْسِن۪ينَ
“Sabret, çünkü Allah güzel davrananların ecrini zayi etmez.”167
اِنَّمَا يُوَفَّى الصَّابِرُونَ اَجْرَهُمْ بِغَيْرِ حِسَابٍ
“Sabredenlere mükâfatları hesapsız ödenecektir.”168
Her türlü nimetin içinde rahat bir şekilde hayatını devam ettiren bir insanın bu durumunun hep böyle sürüp gideceğine dair garantisi yoktur. Zaman zaman hiç beklenmedik bir yerde, beklenmedik bir zamanda fakirlik gelip başına konabilir. Zengin iken iflas edebilir, –hafizanallah– bir felaketle her şeyini kaybedebilir, meydana gelen bir harpte çeşitli sıkıntılarla baş başa kalabilir. Öyle ya, mülkün gerçek sahibi Allah’tır; onu dilediğine verir, dilediğinden de çekip geri alır.
قُلِ اللَّهُمَّ مَالِكَ الْمُلْكِ تُؤْتِي الْمُلْكَ مَنْ تَشَاءُ وَتَنْزِعُ الْمُلْكَ مِمَّنْ تَشَاءُ وَتُعِزُّ مَنْ تَشَاءُ وَتُذِلُّ مَنْ تَشَاءُ بِيَدِكَ الْخَيْرُ إِنَّكَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
“De ki: Allahım, (ey) mülkün sahibi! Sen dilediğine mülkü verir, dilediğinden alırsın; dilediğini yükseltir, dilediğini alçaltırsın. Hayır (mülk) Senin elindedir. Sen her şeye kadirsin.”169
Beklenmeden gelen böyle bir durum karşısında dayanıklı olup sarsılmamak için önceden hazırlıklı olmak, zihin ve ruhu olduğu gibi vücudu da böyle zamanlara göre hazırlamak icap eder.
İşte bu ve buna benzer sıkıntılar karşısında zorlanıp ümitsizliğe kapılmamak için oruç ibadeti, insana âdeta bir intibak (uyum) eğitimi yaptırır. Bedeni yeme-içme gibi en zaruri ihtiyaçlara sabrettirmek suretiyle ansızın başına gelebilecek birtakım sıkıntılara karşı hazırlamış olur. İnsan, böylece dünyanın değişik sıkıntı, zahmet ve külfetlerine karşı daha kolay bir şekilde karşı koyabilir.