13. Sadakat ve Vefayı Öğretir
Fert, vefa duygusuyla itimada şayan olur, yükselir. Yuva, vefa duygusu üzerine kurulmuş ise devam eder ve canlı kalır. Millet, bu yüce duygu ile faziletlere erer. Devlet, kendi tebaasına karşı ancak bu duygu ile itibarını korur. Vefa düşüncesini yitirmiş bir ülkede ne olgun fertten ne emniyet vaat eden yuvadan ne de istikrarlı ve güvenilir bir devletten bahsetmek mümkün değildir. Böyle bir ülkede fertler birbirlerine karşı kuşkulu, yuva kendi içinde huzursuz, devlet tebaaya karşı uğursuzlardan uğursuz ve her şey birbirine karşı yabancıdır.
Vefa, fertlerin birbiriyle kaynaşıp bütünleşmesini temin eder. Vefa sayesinde cüzler küll olur; ayrı ayrı parçalar bir araya gelerek vahdete ulaşır. Vefa duygusu varıp sonsuzluğa erince, ötelerden gelen tayflar kitlelerin yolunu aydınlatır ve toplumun önünü kesen bütün tıkanıklıkları açar. Elverir ki o toplum, vefa duygusuyla olgunlaşmış ve onun kenetleyici kollarına kendini teslim etmiş olsun.
Vefa bu kadar önemli olduğundandır ki Kur’ân, وَاَوْفُوا بِالْعَهْد اِنَّ الْعَهْدَ كَانَ مَسْؤُ۫لاً “Verdiğiniz sözü yerine getirin. Çünkü verilen söz, sorumluluk gerektirir.”200 demek suretiyle insanları uyarmış, vefalı olmaya davet etmiştir.
Oruç da vefa duygusunun tezahür ettiği en güzel bir ibadettir. Zira o, Allah ile kul arasında yapılmış bir ahittir. Kul, belirli zaman dilimlerinde belirli şeylerden vazgeçecek, dolayısıyla bu hareketiyle, ahdinde vefalı olduğunu gösterecektir. Aynı zamanda insan, tuttuğu oruçlarla vefa duygusunu geliştirecek ve böylece vefa onun ayrılmaz bir parçası olacaktır. Bu hâl ile hallenen kimse de içtimaî, ailevî ve ferdî hayatında âdeta “vefa”dan bir abide hâline gelecektir.