İşte o zaman, kapısını çaldığın Zât seni içeri alacak, önemli bir misafir gibi karşılayacak ve izzet ü ikramda bulunacaktır. Bunun müjdesini Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem): “Kıyamet koptuğu zaman insanlar haşrolur ve göklerden şöyle bir nida gelir: ‘Rabbinin rahmetini umarak ve O’nun azabından korkarak, gece yanlarını döşekten uzaklaştıran kimseler (rahatını, Rabbine ibadet için terk edenler, kısa gecelerde sabah namazına kalkanlar ve mescide koşanlar) nerede?’” Fahr-i Kâinat devamla şöyle buyurmuştur: “Sayıları az bir topluluk Rabbin huzurunda toplanır. Allah emir verir, Cennet’e, kendilerine soru sorulmadan girerler. Sonra diğerleri hesaba çağrılır.”326 hadisiyle vermektedir.
O hâlde mü’min, herkesin gaflete daldığı, kendi dost ve ashabına kavuştuğu bir zamanda huzura gelmeli ve, “Rabbim! Bütün gün başka şeylerin arkasından koştum, şimdi ise Senin kapını çalmaya geldim; herkes gözüyle başkasını aradı, başka şeylerin arkasına düştü, ben ise Senin peşindeyim ve Sana ulaşmak için çırpınıyorum.” deyip karanlık gecelerde Rabbin kapısını çalmalı, O’na teveccüh etmeli ve Resûl-i Ekrem’in gece kalktığı zaman yaptığı şu dua ile Allah’a yönelmelidir:
اللَّهُمَّ لَكَ الْحَمْدُ، أَنْتَ قَيِّمُ السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضِ وَمَنْ فِيهِنَّ وَلَكَ الْحَمْدُ، لَكَ مُلْكُ السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضِ وَمَنْ فِيهِنَّ وَلَكَ الْحَمْدُ، أَنْتَ نُورُ السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضِ وَمَنْ فِيهِنَّ وَلَكَ الْحَمْدُ، أَنْتَ مَلِكُ السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضِ وَلَكَ الْحَمْدُ، أَنْتَ الْحَقُّ وَوَعْدُكَ الْحَقُّ، وَلِقَاؤُكَ حَقٌّ، وَقَوْلُكَ حَقٌّ، وَالْجَنَّةُ حَقٌّ، وَالنَّارُ حَقٌّ، وَالنَّبِيُّونَ حَقٌّ، وَمُحَمَّدٌ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ حَقٌّ، وَالسَّاعَةُ حَقٌّ، اَللَّهُمَّ لَكَ أَسْلَمْتُ، وَبِكَ آمَنْتُ، وَعَلَيْكَ تَوَكَّلْتُ، وَإِلَيْكَ أَنَبْتُ، وَبِكَ خَاصَمْتُ، وَإِلَيْكَ حَاكَمْتُ، فَاغْفِرْ لِي مَا قَدَّمْتُ وَمَا أَخَّرْتُ، وَمَا أَسْرَرْتُ وَمَا أَعْلَنْتُ، أَنْتَ المُقَدِّمُ، وَأَنْتَ المُؤَخِّرُ، لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ