İçeriğe geç

Ya vücudun diğer organları! Göz ayrı bir nimet, kulak ayrı bir nimet, burun ayrı bir nimet.. Cenâb-ı Hak, güç ve kudretini göstermek için, et ve kemikten meydana getirdiği bu organları vücudumuza yerli yerince yerleştirmiş ve onlara büyük hikmetler takmıştır. Bizim de O’nun bu devamlı lütuflarına karşı her an şükürde bulunmamız gerekir. Hatta Sâdî’nin ifadesiyle, her nefes alış verişimizde O’na iki defa şükretmemiz gerekir.322 Çünkü nefes alıp verişimiz bizim hayatımızı teşkil eder; nefes alışımızla oksijen alır, ciğerlerimizin temizlenmesini sağlarız; nefes verişimizle de karbondioksit gazını dışarı atar, vücudumuzu zehirli gazlardan temizlemiş oluruz. Vücudumuzdaki zararlı gazları dışarı çıkaramasak vücudumuz zehirlenir ve ölürüz; nefes alıp oksijenle ciğerlerimizi temizlemesek yine ölürüz.

Demek Allah (celle celâluhu), her nefes alışverişimizde hayatımızı bizlere iki defa bağışlamaktadır. O hâlde, hayatımızı –âdeta idam sehpasında– her defasında bizlere geri bağışlayan Allah’a şükretmemiz gerekmez mi? İşte Allah’ın formüle edip belli bir şekle koyduğu namaz, farzıyla, vacibiyle, nafilesiyle O’na karşı böyle bir şükrü eda etme imkânını bizlere bahşetmektedir.

Yine gece namazının önemini bildiren bir hadis-i şeriflerinde Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), “Her gece, Rabbimiz gecenin son üçte biri girince, dünya semasına iner ve, ‘Kim bana dua ediyorsa ona icabet edeyim. Kim benden bir şey istemişse onu vereyim. Kim bana istiğfarda bulunursa ona mağfirette bulunayım.’ der.”323 buyurur. Yani rahmet-i ilâhiye tenezzül eder, gönüllerimizde kenzen bilinir, kalbgâhımıza tecelli eder, liyakatimiz olmadığı hâlde yüzümüze bakar, kabiliyetimiz olmadığı hâlde gönlümüzü okşar, dua edenin duasını kabul eder, isteyenin istediklerini verir ve bağışlama talebinde bulunanları da mağfiretine mazhar eder, bağışlar.

329