“Allah’tan başka ilâh yoktur. O, Halîm ü Kerîm’dir. Arş-ı Azîm’in sahibi Allah, her türlü noksanlıklardan münezzehtir. Hamd, âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur. Rabbim! Senden, merhametini celbedecek şeyleri, mağfiretini netice verecek vesileleri, bütün günahlardan korunmayı, her türlü iyiliği kazanmayı, her türlü günahtan selâmette olmayı istiyorum. Bende bağışlamadığın hiçbir günah, gidermediğin hiçbir keder, Senin rızana muvafık olup da karşılamadığın hiçbir ihtiyaç bırakma ya Erhamerrâhimîn. Allahım! Kullarının ihtilaf ettikleri şeylerde hakem Sensin. Yüce ve Azîm Allah’tan başka ilâh yoktur. Halîm ve Kerîm Allah yegâne ilâhtır. Yedi kat semanın ve Arş-ı Azîm’in Rabbi Allahım! Seni tesbih eder, eksik sıfatlardan tenzih ederim. Hamd, âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur. Ey kederleri gideren, tasaları kaldıran, dua ettiklerinde çaresizlerin duasına icabet eden Allahım! Ey dünya ve ahiretin Rahman ve Rahîm’i! Şu ihtiyacımın giderilmesi ve tamamlanması hususunda –merhamet için başkalarına el açtırmayacak şekilde– bana merhamet et.”
Bundan sonra, Allah’tan ne tür bir dileği ve isteği varsa onu söylemelidir. Mesela himmeti yüce bir insan hâceti adına şunları söyleyebilir:
اللَّهُمَّ أَعْلِ كَلِمَةَ اللّٰهِ وَكَلِمَةَ الْحَقِّ وَدِينَ الْإِسْلَامِ فِي كُلِّ أَنْحَاءِ الْعَالَمِ وَاشْرَحْ صُدُورَنَا وَصُدُورَ عِبَادِكَ فِي كُلِّ أَنْحَاءِ الْعَالَمِ إِلَى الْإِيمَانِ وَالْإِسْلَامِ وَالْإِحْسَانِ وَالْقُرْآنِ وَإِلَى خِدْمَتِنَا
“Allahım! Senin yüce adını, hak ve hakikati, din-i mübin-i İslâm’ı her yerde yücelt. Hem bizim hem de diğer bütün kullarının kalblerini imana, İslâm’a, ihsan şuuruna, Kur’ân’a ve Kur’ân hizmetlerine karşı aç!”