Nafile namazların bir diğer mânâsı ise kurbet-i ilâhiyeye (Allah’a yakınlaşma) vesile olmasıdır. Cenâb-ı Hakk’a kurbet kazanma, O’nun sevgi dairesi içine girme demektir ki Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), bir hadis-i şeriflerinde bu hakikati şöyle ifade ederler: “Allah Teâlâ şöyle ferman buyurdu: ‘Kim, benim veli kuluma düşmanlık ederse ben de ona harp ilan ederim. Kulumu bana yaklaştıran şeyler arasında en çok hoşuma gideni, ona farz kıldığım şeyleri eda etmesidir. Kulum bana yaklaşmasını nafile ibadetlerle devam ettirir, sonunda muhabbetime mazhar olur, onu severim. Onu bir sevdim mi artık ben onun işittiği kulağı, gördüğü gözü, tuttuğu eli olur; kendisini daima hayra yürütürüm. Benden bir şey isteyince veririm, benden sığınma talep etti mi onu himayeme alır, korurum.’”319
Evet, insan, nafilelerle Allah’a yaklaşır, O’nun sevgisine mazhar olur. Allah (celle celâluhu) bir insanı sevince onu başkalarına da sevdirir. Ebû Hüreyre’nin (radıyâllahu anh) rivayet ettiği bir hadiste Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurur: “Allah bir kulu sevdi mi Hz. Cebrail’e, ‘Allah falanı seviyor, onu sen de sev!’ diye seslenir. Onu Cebrail de sever. Sonra Cebrail Aleyhisselam, sema ehline, ‘Allah falanı seviyor, onu siz de sevin!’ diye nida eder, derken bütün sema ehli de onu sevmeye başlar. Sonra onun için yeryüzünde (insanlar arasına) hüsn-ü kabul vaz’ edilir. Allah (celle celâluhu), bir kula da buğzetti mi Cebrail’e, ‘Ben falancaya buğzettim sen de buğzet!’ diye seslenir. Ona Cebrail de buğzetmeye başlar. Sonra Cebrail sema ehline nida eder: ‘Allah (celle celâluhu) falan kimseye buğzetti, siz de buğzedin!’ Sonra yeryüzünde onun için buğz vaz’ edilir.”320