İçeriğe geç

Evet, insanlığın kurtuluşu mesajıyla gelen Nebiler Serveri (sallallâhu aleyhi ve sellem) kendi iradesiyle Allah’a yaklaşmaya azmetmiş, Allah da kendi azamet ve rahmetinin enginliği ölçüsünde O’na yaklaşmıştır. Ama burada dikkat edilecek bir husus var ki, o da, her zaman insanlığın kurtuluşunu arayan Allah Resûlü bunu, ötelere açılmakta ve eşyanın melekût cihetine vâkıf olmada aramış ve onun için de her gece ayrı bir gece yolculuğuyla hep Allah’a (celle celâluhu) yürümüştür. O, her işinde olduğu gibi bu konuda da yapması gerekli olanı yapıyordu. Evet, madem O’nun yükü herkesten fazlaydı, öyleyse O her gece ayrı bir “isrâ” (gece yolculuğu) yaşamalı ve Kur’ân’ı da duya duya ve doya doya okumalıydı.

O’nun yükü çok ağırdı; Kur’ân devamla O’na, إِنَّا سَنُلْقِي عَلَيْكَ قَوْلًا ثَقِيلًا “Senin üzerine çok ağır bir söz yükleyeceğiz.”335 diyordu ki, buradaki ağırlıktan kastın peygamberlik misyonu olduğunda şüphe yoktu. Allah O’na, muhatapları anlasa da anlamasa da anlamak istemese de hep anlat diyordu. Böyle bir hizmette müessir olmak da her zaman Rab’le irtibatın kuvvetli olmasına bağlıydı.

340