İçeriğe geç

Biraz daha açacak olursak, kimisi vardır ki dünyaya ait küçük bir talebi için hâcet namazı kılar. Kimisi umum Müslümanları, cümle insanlığı alâkadar eden işlerle ilgili Cenâb-ı Hakk’a teveccüh eder, hâcet namazı kılar ve dua eder. Kimisi de din-i mübinin yeryüzünde intişar etmesi, kâfir ve günahkârların kalblerinin yumuşaması, en mütemerrit kalblerin bile o istikamette inşiraha mazhar olup imana karşı duyarlı hâle gelmesi için Cenâb-ı Hakk’a teveccühte bulunur. Zât-ı Ulûhiyet hakkında belli bir fikre sahip olan, Efendimiz’i (sallallâhu aleyhi ve sellem) ve Kur’ân-ı Kerim’i belli ölçüde de olsa tanıyan insanların basit şeylere talip olmaması gerekir. Onlar, himmetlerini hep âlî tutmalı ve yüce şeylere talip olmalıdırlar. Zira altının, gümüşün talep edildiği bir yerde gidip de demire, bakıra talip olmak bir bakıma aldanmışlık olur.

Bütün bunların yanında imanın sağlamlaşması ve kalbin kaymaması için de hâcet namazı kılınıp dua edilebilir. Zira bunlar, diğer yüce şeyleri duyma adına önemli birer esastır. Sağlam bir iman olmazsa veya kalb birtakım zik-zaklar yaşıyorsa, insanlık adına yüce duygulara nasıl sahip olunacak ki? İnsanın çok ciddi bir mârifet ufkuna, ciddi bir ilâhî aşk u iştiyaka, mehâfet ve mehâbete sahip olması gerekir. Bütün bunlar için de insan hâcet namazı kılmalı ve dua dua Allah’a yalvarmalıdır.

Hâcet Namazı Nasıl Kılınır?

347