“Büyük Allah’tır. Her türlü hamd ü senâ O Yüceler Yücesi’nin hakkıdır ve sabah-akşam tesbih ile anılmaya lâyık yalnız O’dur. O tek olan Allah’tan başka ilâh yoktur. Kuluna yardım eden, ordusunu aziz kılan ve tek başına düşman ordularını hezimete uğratan O’dur. O’nun ortağı yoktur. Allahım! Senin verdiğini esirgeyecek, esirgediğini de verecek yoktur. Olmasını dilediğin şeyi geri çevirecek, hükmünü değiştirecek kimse yoktur. Zenginlik, şan ü şeref ve kuvvetin, Sana karşı sahiplerine bir faydası olmaz.”
İnsanın, Cenâb-ı Hakk’ı tazim adına bunları söylemesi gerekir. Fakat Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) bunu mutlak bırakıyor. Mesela isterseniz Fâtiha sûresinin ilk üç âyetini de okuyabilirsiniz. Yani O’nun Zât’ını tekbir, tahmid, tesbih adına nasıl tazimde bulunulacaksa, evvela öyle bir tazimde bulunmak gerekir. Sonra kemal-i huşû ile Efendimiz’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) cami bir salat u selam getirilir. Ardından, salat ü selama dâhil edileceklerin hepsi ismen ayrı ayrı sayılabilir. Râşid Halifeleri ayrı bir kategoride zikrettikten sonra Ehl-i Beyt söylenir. Ondan sonra peygamberan-ı izam hazeratı isim isim sayılır. Sonra melaike-i mukarrabin zikredilir. Daha sonra, Allah dostlarından gelmiş geçmiş büyük zatların isimlerini zikredip onları da duamıza dâhil edebiliriz.