Üçüncüsü: Bu âyetten şöyle bir hususa da intikal edilebilir; yıldızlar öylesine yerli yerindedir ki, siz bir tek sistem üzerinde yapacağınız araştırmalarla, diğer sistemler hakkında da sağlam bir fikir sahibi olabilirsiniz. Hatta sistemlerle diyaloğa geçebilir ve oralarda kentler kurabilirsiniz. Evet, birini anladığınız zaman, diğerleri hakkında edineceğiniz malumat da kendi kendine anlaşılmış olur. Çünkü bunlar, o kadar esaslı, o kadar yerli yerindedir ki, hiçbirinde başıbozukluk ve gelişigüzellik yoktur. Aksine hemen hepsinde gayet ciddî bir nizam ve intizam mevcuttur. Dikkat edersek, “Rahmân sûresinde” Allah, Rahmâniyetini bu muhteşem denge ve düzenle göstermiştir. Allah isminden sonra, Esmâ-i Hüsnâ arasında Cenâb-ı Hakk’ın özel isim durumunda kullandığı ikinci ismi, Rezzak mânâsına Rahmân’dır. “Bismillahirrahmân”da, Rahmân, Allah lâfz-ı Celâlesinden sonra gelir. Kur’ân’da, Rahmân, sadece besmelenin içinde yüz on dört yerde Allah ism-i celîliyle beraber bir ism-i sıfat olarak zikredilir. Lâfz-ı Celâle ile omuz omuza vererek beraber zikredilen Rahmân, er-Rahmân sûresinde en başta gelmekte ve nimetlerin sıralanmasında en önde arz-ı endâm etmektedir.
Evet, başta “er-Rahmân” diye buyruluyor. Sonra da merhamet-i ilâhiyenin tecellî ve tezahürü olarak عَلَّمَ الْقُرْاٰنَ ifadesiyle deniliyor ki: “Allah, Kur’ân’ı talim etti.”8 Bundan daha büyük bir merhamet tezahürü mü olur?
Dipnotlar
- 8 Rahmân sûresi, 55/1-2.