Bir başka yerde de وَالتّ۪ينِ وَالزَّيْتُونِۙوَطُورِ س۪ين۪ينَ“İncir’e, zeytine, Tûr’a!”5 yemin edilmiştir. Tûr, Hz. Musa’nın, Cenâb-ı Hakk’ın beyan ve tecellîlerine mazhar olduğu önemli bir mekândır. Tûr’da Hz. Musa’nın bu mazhariyeti, bir cemaatin dirilişinin esaslarını taşıyordu. Hz. Musa emri oradan alıyordu ve bu soluklarla bir millet hakikî hayata uyanıyordu. Onun için de Tûr, üzerine yemin edilecek bir buk’a olma pâyesine ulaşıyordu.
Yukarıda da söylediğimiz gibi Kur’ân-ı Kerim’de bu tür yeminler çoktur. İşte bu yeminlerden biri de yukarıdaki âyette sözü edilen yemindir ki, yıldızlar diyeceğimiz nücûmun mevkilerine yemin edilmektedir. Öteden beri yıldızlara yapılan kasemle ilgili olarak hep şunlar söylenegelmiştir:
Birincisi: Yıldızlar her devrin insanı için önemlidir. Zira insanla yıldızlar arasında daima bir münasebet olagelmiştir. Bu münasebetlerin en asgarîsi ise, insanların yıldızlar vasıtasıyla yönlerini tayin etmeleridir. Bir âyet, bu hakikate parmak basmakta ve şöyle demektedir:
وَعَلَامَاتٍۘ وَبِالنَّجْمِ هُمْ يَهْتَدُونَ“Bir de Allah bir kısım alâmetler yarattı. Onlar yıldızlarla da yollarını bulurlar.”6
Karada, denizde yön tayininin dışında, her bir yıldız ve yıldızlar kümesinin, tıpkı bir Necm-i Kur’ân gibi, insana bir şeyler fısıldaması, nizam, âhenk ve intizam diliyle, perde arkası hakikatler adına gönüllerimizi hoplatması yıldızların ayrı bir rehberliği sayılır ki Allah (celle celâluhu): وَبِالنَّجْمِ هُمْ يَهْتَدُونَ“Onlar yıldızlarla yollarını buluyorlar.” buyurur. İhtimal insanlarla yıldızlar arasındaki bu münasebete binaen Cenâb-ı Hak yıldızların yerlerine yemin etmiştir. Zira yıldızlar belli yerlerde olmasalardı, insanların onlardan bu şekilde faydalanabilmeleri mümkün değildi.
Dipnotlar
- 5 Tîn sûresi, 95/1, 2.
- 6 Nahl sûresi, 16/16.