Evet nur-u ilâhî nazara alınmadığı takdirde kâinat ve içindeki her şey birer zulmetten ibarettir. Hz. Nuru’l-Envâr mülâhazaya alınarak bakıldığı takdirde ise, görünür-görünmez bütün eşya aydınlanır ve hakikî mahiyetleriyle talâkatli birer beyan hâline gelirler.
Netice, her şey O’nun nurundan, nurunun tecellîsinden meydana gelmiştir. O’nun nuruyla tecellî ve inkişaf etmektedir. Mutlak ve asıl nur O’nundur. O’ndan başkasına nur isnadı ya havassın mecazı ya da avamın cehaletidir. Herkes bunu böyle bilmiyorsa, bu, O’nun zıddı ve niddi olmamakla beraber şiddetli tecellî ve müzahemesiz vicdan ufuklarındaki kemmiyetsiz keyfiyetsiz zuhurundandır. Evet bazen gayb, ihatanın önemli bir kapısı olduğu gibi şiddet-i zuhur da bazen hafânın menfezi hâline gelir.
Evet Allah, göklerin ve yerin nurudur; أَوَّلُ مَا خَلَقَ اللّٰهُ نُور۪ي3 ufkundan başlayarak bütün eşya da o nurun değişik dalga boyundaki tecellîsi ve haricî vücud nokta-i nazarından da zuhurudur.
Dipnotlar
- 3 “Allah’ın ilk yarattığı şey, benim nurumdur.” el-Aclûnî, Keşfü’l-hafâ 1/311-312.