Bu âyet-i kerime öteden beri çokları tarafından sürekli dünyayı talep etme şeklinde anlaşılmıştır. Hâlbuki azıcık Arap dili kaidelerine muttali olanlar hemen bu yanlışlığı anlayacaklardır. Evet âyet siyak ve sibak münasebeti içinde ele alındığında ortaya şöyle bir mânâ çıkacaktır: وَابْتَغِ ف۪يمَۤا اٰتَاكَ اللّٰهُ الدَّارَ الْاٰخِرَةَ“Allah’ın sana verdiği her şeyle ahiretin arkasında ol, onu yakın takibe al.” Burada اِبْتَغِ fiili, talepten içeri bir talep mânâsına gelir ki, Allah’ın insana ihsan ettiği akıl, kalb, his, şuur, idrak, sıhhat, mal-menal, çoluk-çocuk vs. hatta bi’l-kuvve, bi’l-istidat verdiği şeylerle ahiret yurdunu talepler ötesi bir taleple iste, dile demektir. Ardından وَلَا تَنْسَ نَص۪يبَكَ مِنَ الدُّنْيَا“Dünyadan da nasibini unutma.” diyerek meseleyi dengelemektedir. Evet yarınlar ve yarınlardan sonrası sürekli takibe alınacak, dünyaya ait şeyler de kat’iyen unutulmayacaktır. Bunun ötesinde âyete başka bir mânâ verilecek olursa yani başta işaret ettiğimiz gibi, âyetin sadece bu ikinci kısmını ele alıp, milleti dünya ehli olmaya, dünyayı hayatın yörüngesi ve gayesi hâline getirmeye çağrılırsa, çok ciddî bir yanlışın içine düşülmüş olur. Zira böyle bir anlayış ve böyle bir mânâ; إِنَّ اللّٰهَ اشْتَرٰى مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَ أَنْفُسَهُمْ وَأَمْوَالَهُمْ بِأَنَّ لَهُمُ اْلجَنَّةَ“Allah mü’minlerden mallarını ve canlarını kendilerine (verilecek) Cennet karşılığında satın almıştır.”9 âyeti ile çelişir. Bu defa da Kur’ân birbirine zıt, birbirini nakzeden âyetleri muhtevi bir kitap hâline getirilmiş olur.
Dipnotlar
- 9 Tevbe sûresi, 9/111.